‘Yüzde 10’luk kilo kaybı diyabet riskini yüzde 56 azaltıyor’

‘Yüzde 10’luk kilo kaybı diyabet riskini yüzde 56 azaltıyor’

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, diyabetin çok önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, "Bunu çözebilmenin veya azaltabilmenin birinci aşaması bireyin bu anlamdaki bilincini yükseltmektir" dedi.

Halk Sağlığı Kurumu ev sahipliğinde, Hilton Otel'de düzenlenen Diyabete Destek Programı tanıtım toplantısında konuşan Müezzinoğlu, diyabetin bir salgın gibi herkesi ilgilendiren halk sağlığı sorunu olarak gündemde yoğun bir şekilde yer aldığını ve almaya devam edeceğini söyledi.

Müezzinoğlu, Dünya Sağlık Örgütü'nün rakamlarına bakıldığında yaklaşık 400 milyona yakın diyabetli hasta olduğuna işaret ederek, bunun 2035'te 600 milyonlu rakamlara ulaşacağının tahmin edildiğini kaydetti.

Diyabetin çok önemli bir sağlık sorunu olduğunu, kronik bir hastalık olması nedeniyle gerek hastanın sağlıklı yaşamını veya yaşam kalitesini gerekse kişinin yakınlarının yaşam kalitesini son derece olumsuz yönde etkilediğini, komplikasyonlarıyla sağlık yükünü çok farklı boyutlarıyla artırdığını anlatan Müezzinoğlu, şöyle devam etti:

"Esasında önce insan odaklı, sonra aday odaklı, sonra da hasta odaklı basamaklarını şekillendirmemiz gerektiğine inanıyorum, şayet bu bir halk sağlığı sorunu ise. Diyabetin baktığımız zaman kronik hastalık yükü anlamında getirdiği yük 4. sıralarda geliyor. Ölümlerde de 8. sırada yer alan çok önemli bir halk sağlığı sorunu. Bunu çözebilmenin veya azaltabilmenin birinci aşaması bireyin bu anlamdaki bilincini yükseltmektir. O nedenle Sağlık Bakanlığı olarak yaklaşık bir yıldır sağlıklı yaşam kültürünün teşviki diye bir başlığı kendi gündemimize aldık. Kamuoyu gündemine de güçlü bir şekilde sunmaya çalışıyoruz. Çünkü sağlıklı yaşam kültürünü bu bilince, sağlıklı yaşamı toplumun bilincine, ailenin bilincine güçlü bir şekilde yerleştiremezsek, ne kanserle, ne diyabetle, ne de kronik hastalık yükünü artıran diğer hastalıklarla ilgili yükü azaltabilme şansımız olur."

– "Diyabetin erken teşhisinde önemli sorumluluklarımız var"

Müezzinoğlu, kronik hastalık yükünü her geçen gün artıran üç temel sorunu her bireye ezberletmeleri gerektiğini dile getirerek, toplumun önündeki her dinamiğin bu konudaki duyarlılığını artırmanın önemini vurguladı.

Birinci olarak kötü alışkanlıklardan uzak durabilme bilincini, kültürünü ve sivil toplum dinamikleriyle bunu besleyen bir algı yönetimini güçlü şekilde yapmaları gerektiğine dikkati çeken Müezzinoğlu, bu anlamda tütünle yürütülen mücadelenin çok anlamlı bir başarı yakaladığını kaydetti.

Müezzinoğlu, burada temel faktörlerin gündeme güçlü şekilde alınması gerektiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tütün ve tütün ürünleriyle, alkol ve alkolizmle ve kötü alışkanlıklarla olan mücadeleyi dünya, gündeminden hiç çıkarmamalı. Biz de çıkarmamalıyız. Farkındalık oluşturabilmek için bu salonların duyarlılığı gerekir. Çünkü farkındalığı bireylerde oluşturabilmek için de bu farkındalığı bilenlerin duyarlılığına ihtiyacımız var. O nedenle çok yönlü bir duyarlılık kampanyasını hep birlikte başarmamız lazım. İkinci temel etken sağlıklı beslenmedir. Sağlıklı beslenme bilincini bireyde, ailede oluşturamazsak, toplum olarak sahiplenemezsek sağlıklı beslenme konusundaki zafiyetler diyabetin de kanserin de birçok kronik hastalığın da alt yapısını oluşturur. Üçüncüsü de hareketli yaşamdır. Hareketli yaşamı her bireyin, her ailenin gündemine yerleştirebilmemiz lazım. 24 saatin yarım saatini kendi sağlıklı yaşamı için harekete ayırmayan bir bireyin kendisine saygı duymadığını kabullendirmemiz veya onu o kültürle yetiştirmemiz lazım. Bunu da bulaşıcı bir sağlık konusu olarak topluma yaymamız lazım. Kötü algıları, kötü bir yaşam tarzı nasıl bulaşıcı olarak yayılıyorsa bizim de doğruları bulaşıcı şekilde topluma mal etmemiz lazım."

Müezzinoğlu, kilosunu yüzde 10 oranında azaltan bir bireyde diyabet riskinin de yüzde 56 azaldığını ifade ederek, "Bu basamağı ne kadar güçlü sahiplenebilirsek Türkiye'nin dünyaya sağlıktaki başarılarını da o kadar güçlü sunma imkanımız olacak" dedi.

Diyabetin erken teşhis edilmesinde, aile hekimliklerinin, Sağlık Bakanlığının, sivil toplum kuruluşları ve sektörün diğer paydaşlarının önemli bir sorumluluk taşıdıklarını aktaran Müezzinoğlu, bu alanda da güçlü bir yapının kurulup, yönetilmesiyle gerek tip1, gerek tip2 diyabetinin komplikasyonlarını azaltabilen, kişinin sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmesini sağlayabilen bir süreci başarılı şekilde yönetmiş olacaklarını bildirdi.

Bir cevap bırakın