Solaryumun ‘sağlıklısı’ olmaz!

Solaryumun ‘sağlıklısı’ olmaz!

Kimi yazın bronz bir görünüme sahip olabilmek, kimi yıl boyu bronzluğunu devam ettirmek amacıyla solaryuma gidiyor. Ancak uzmanların uyarılarına karşın bronzluğun cazibesine kapılanları çok ciddi tehlikeler bekliyor! Acıbadem Fulya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Serap Utaş, o tehlikeleri mynet.com okurları için anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Rakamlar ürkütücü! Dünya Sağlık Örgütü, özellikle de 30 yaşından önce solaryuma girenlerde en tehlikeli deri

kanseri türü olan melanomun yüzde 75 oranında arttığını vurguluyor. Solaryum cihazlarını tıpkı asbest ve sigara gibi ‘kanser yapıcı madde’ olarak sınıflandıran Dünya Sağlık Örgütü, UVA (ultraviyole A) ve UVB (ultraviyole B) ışınlarına aşırı maruziyetten mutlaka kaçınılması gerektiği konusunda uyarıyor. Buna karşın bronzluğun cazibesine kapılan, hele de yaz mevsimine bronz girmek isteyen pek çok kişi solaryumlardan medet umuyor. Ülkemizde de Sağlık Bakanlığı, solaryumdaki tehlikeleri göz önüne alarak devreye girdi. 18 yaş altındakilere ebeveynlerinin iznini alma şartı getiriliyor. 18 yaş üzerindekilere ise onam formu imzalatılacak, bu formda solaryumun sağlığa zararları yer alacak. Acıbadem Fulya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Serap Utaş, solaryumun kansere zemin hazırladığını belirtirken “Doğal ve yapay UV ışınları doğrudan hücrelerde DNA hasarına ve mutasyonlara neden olmakta ve lokal olarak bağışıklık sistemini baskılamaktadır. Solaryum cihazları güneşteki ışıktan 5-10 misli daha fazla UVA ışını üretmektedir. Yapay UV cihazlarında daha fazla bronzluk, daha az yanık sağlamak amacıyla daha yüksek oranda UVA, daha az oranda UVB ışınları kullanılmaktadır. Sık sık solaryuma girilmesi ile alınan ortalama yıllık UVA dozu, güneşten alınanın yaklaşık 4 katını bulmaktadır. Buna bir de güneşten alınan UV ışınları eklenince alınan ışının total dozu daha da artmaktadır” diyor.

Kansere davetiye çıkarıyor!

Günümüzde solaryumların güneşe güvenli bir alternatif olduğu ileri sürülürken, buna gerekçe olarak

imrenilen çekici görünüm, psikolojik olarak iyi hissetme ve D vitamini sentezi öne sürülüyor. Solaryumlarda kullanılan cihazlar daha hızlı ve daha fazla bronzluk sağlarken, ‘solaryumlar bronzlaşmanın sağlıklı yoludur’ şeklindeki inanışın yanlış olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Utaş “Aksine, solaryumlardaki UV ışınlarının, yaz aylarında Akdeniz sahillerinde gün ortasındaki UV ışınlarının 10-15 katı daha fazla olduğunu hatırlatmakta yarar vardır. Bronzluk aslında derinin DNA hasarına karşı verdiği stres cevabıdır, bağışıklık sistemini zayıflatır ve kanser riskini artırır. Bronzlașma ile melanoma ve melanoma dışı deri kanserleri riskindeki artışın ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bu artıșın solaryuma giren insan sayısının artmasıyla doğru orantılı olması da dikkat çekicidir. Bu konuda yapılan tüm araştırmaların değerlendirildiği bir makalede; 45 yaşın altında ve bir seansta 20 dakikadan daha fazla solaryumda kalanlarda riskin çok daha fazla olduğu gösterilmiştir. Solaryumların melanoma riskini yüzde 20 oranında artırdığı saptanmıştır” diyor. Güneşin zararlı etkilerinden koruyucu olarak solaryum önerilmesinin de yanlış olduğunu, solaryum cihazlarının güneş yanığından koruyucu olduğuna dair yeterli kanıt olmadığını belirten Prof. Dr. Utaş “Solaryumlardaki UVB ışınları güneşe bağlı deri hasarına karşı sadece 2 SPF (güneşten koruma faktörü) kadar koruma sağlayabilir, UVA ışınları ise fotokoruma yapmaz” diyor. Bronzlaşma ile derinin D vitamini üretiminin azaldığını, gereğinden fazla üretilen D vitamininin; var olan D vitamininin toksik etkiyle yıkılmasına neden olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Serap Utaş “Zaten artan yaşla birlikte deriden D vitamini sentezi ileri derecede azalır. D vitamini eksik olanların, sentezi için karsinojen olduğu kesin olarak bilinen aşırı güneş ışınlarına veya solaryuma girmek yerine, dışarıdan D vitamini desteği alarak bu eksiklerini gidermesi daha akıllıcadır” diyor.

Tip 1 deriye sahip olanlar dikkat!

Güneş hasarından koruyucu olarak solaryum önerilmesi de bir diğer yanlış. Solaryum cihazlarının güneş yanığından koruyucu olduğuna dair yeterli kanıt bulunmadığını belirten Prof. Dr. Serap Utaş, solaryumlarda UV ışını ile temas sonrası hemen gelişebilen kızarıklık, yanık gibi akut hasarların dışında ışınların deride birikerek yaptığı hasarlara da dikkat çekiyor. Deride kuruluk, renk değişiklikleri, açık ve koyu renk lekeler, kılcal damar artışı, bağ dokusundaki hasara bağlı erken yaşlanma gibi UV ışınlarına maruz kalmayanlara oranla çok daha fazla görülen etkiler bunlar arasında yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, ultraviyole ıșınlarına așırı maruz kalan kișilerin derisinin elastikiyetini kaybettiğini ve bundan ötürü derinin daha çabuk yașlandığını vurgulayan Prof. Dr. Serap Utaş “18 yaşından küçüklerin yanı sıra, “Tip 1” yani hassas, güneşe çıkınca derisi çabucak yanan, çilli veya çillenmeye meyilli derisi olan, çocukluk çağında sık güneş yanığı öyküsü bulunan, kanser öncüsü ya da kanserli deri lezyonları ile güneşe bağlı derilerinde leke veya iz olan, kozmetik ürün kullanan, ilaç alan ve çok sayıda beni olanların da solaryumdan kesinlikle uzak durmaları gerekir” diyor.

Bir cevap bırakın