Robotik cerrahi dönemi başladı!

Robotik cerrahi dönemi başladı!

Acıbadem Bursa Hastanesi uzmanları, 27 Mayıs 2015, Çarşamba günü düzenlenen basın toplantısında Bursalıların ilk kez tanıştığı robotik cerrahi operasyonları hakkında bilgi verdi. Robotik cerrahi ile operasyon olan hastalar kendi deneyimlerini aktardılar.

Ameliyathanede bir robot… Cerrah konsolun başında, hasta ameliyat masasında. Cerrah, konsolundan robotun kollarına komut veriyor; kolların ucu, insan elinin hareket kabiliyetinden yüksek, 540 derece dönebiliyor, küçük ve dar bölgelerde rahatlıkla hareket

edebiliyor. Ameliyat masasındaki hastanın, açık ameliyata göre daha küçük kesi, daha az kanama, daha hızlı iyileşme olanağı sağlayan operasyonu gerçekleştiriliyor.

NASA’nın uzaktan ameliyat etmek için yaptığı araştırmaların sonucunda geliştirilen ileri cerrahi robotu da Vinci ile operasyonlar Acıbadem Bursa Hastanesi’nde başladı. Acıbadem Bursa Hastanesi’nin düzenlediği ileri robotik cerrahi yöntemi da Vinci ile ilgili bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantının açılış konuşmasını Acıbadem Bursa Hastanesi Başhekimi ve Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Nadir Şener yaptı. Şener; “Bursa’ya ileri robotik cerrahi yöntemi olan da Vinci’yi kazandırmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi…

Toplantıya katılan; Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Zorluoğlu, Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Şamlı, Kadın Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tufan Bilgin, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Özkan ve KBB Uzmanı Prof. Dr. Levent Erişen de kendi alanlarından robotik cerrahinin hasta için önemini anlattılar. Toplantı sonrasında ameliyathaneye inen basın mensupları, Acıbadem Bursa Hastanesi Üroloji ve Böbrek Nakli Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bülent Oktay’ın yaptığı ameliyatı gözlemlediler. Basın mensuplarının pek çoğu ilk kez bir robotik cerrahi ameliyatı izlediklerini Prof. Dr. Oktay’ın yaptığı ameliyattan etkilendiklerini belirttiler.

Robotik Cerrahi hastaya pek çok yarar sağlıyor

Toplantının açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Nadir Şener; hastaya hem ameliyat sırasında hem de sonrasında çok önemli avantajlar sağlayan da Vinci’nin en önemli faydalarından

birinin, operasyonun büyük bir kesi yerine birkaç santimlik çok küçük deliklerden yapılması olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Böylece iyileşme süreci de kısalıyor ve hasta günlük hayatına kısa sürede dönebiliyor. Kesilerin çok küçük olması ve en ufak damarın anında görülerek kontrol edilmesi kan kaybını büyük ölçüde azaltırken, ameliyat sonrası ağrılar minimum düzeye iniyor. Görüntüyü 12 kat büyüten, her yönde rahatça hareket edebilen Da Vinci, kendi ekseni etrafında 540 derece dönebiliyor ki bu da el bileğinizin kendi etrafında iki kere dönmesi anlamına geliyor. İnsan elinin bilek hareketlerini taklit edebilen robot, hekimin kolaylıkla dikiş ve düğüm atmasına yardımcı oluyor. Üstelik hekimin olası el titremesi hiçbir şekilde robotik aletlere iletilmiyor. Da Vinci robotunun adını ilk kez duyan bir hastanın şaşkınlığı ve tepkisi çoğunlukla ‘Ameliyatımı bir robot mu yapacak?’ şeklinde oluyor. Sorunun yanıtı ise hayır! Ameliyatı cerrah yapıyor ama robota komut veriyor. Robot da bu komutu eş zamanlı olarak gerçekleştiriyor.”

En yaygın kullanımı ürolojide

İleri cerrahi yöntem olan da Vinci robotik cerrahinin en yaygın kullanıldığı alanların başında üroloji geliyor. Acıbadem Bursa Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Şamlı, başta ABD olmak üzere dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinde özellikle prostat kanserinin cerrahi tedavisi olan prostatın tümüyle çıkarılması ameliyatında ve diğer birçok ürolojik operasyonda Da Vinci’nin hekimlerce tercih edildiğini belirtiyor. Özellikle dikiş atılması gereken operasyonlarda hasta içindeki minik robot kollarının çok kullanışlı ve yararlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Oktay, hassas operasyonların başarıyla tamamlanmasına olanak tanıyan da Vinci ile, prostat, mesane ve böbreğin birçok hastalığının cerrahi tedavisinin kolaylıkla yapılabildiğini vurguluyor.

Genel cerrahide robotik cerrahi

Robotik cerrahi sistemlerinin en yaygın kullanıldığı alanlardan birisi de genel cerrahi. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Zorluoğlu, laparoskopik teknikle yapılan tüm ameliyatların robotik cerrahi ile yapılabildiğini, ancak robotun birçok açıdan çok daha üstün olduğunu belirtiyor. Laparoskopik cerrahideki en büyük handikaplardan birinin dikiş atmak olduğunu, birtakım aletler yardımı ile bu problemin aşılmaya çalışıldığını söyleyen Dr. Zorluoğlu, robot teknolojisinin doktorun el ve bilek hareketlerini mükemmel yansıtmasının ötesinde insanüstü hareket kabiliyeti sunması ile bu sorunun çözüldüğünü, barsakları birbirine açık ameliyattakine benzer şekilde dikebilmenin mümkün olduğunu vurguluyor. Dr. Zorluoğlu cerrahın açık ameliyatlardaki tecrübesini yansıtabilmesi sayesinde çok daha güvenli anastomozların ( bağlantılar) yapılabildiğini ve bunun da laparoskopiye belirgin bir üstünlük sağladığının altını çiziyor. Robotik cerrahinin klasik laparoskopik operasyonlardaki küçük kesi, az ağrı, iyi kozmetik sonuç ve hızlı iyileşme avantajlarının hepsini içerdiğini ancak yakın zamanda Da Vinci için geliştirilen tek delik teknolojisi kullanımı ile laparoskopiden çok daha üstün hale geleceğinin de altını çizen Prof. Dr. Zorluoğlu sistemde damarsal yapıların anjio benzeri ICG tekniği ile görüntülenebiliyor olmasının gerek safra yolları cerrahisinde gerek anastomoz cerrahisinde çok büyük avantajlar da getirdiğini de sözlerine ekliyor. Dr. Zorluoğlu, robotik cerrahi sisteminin rektum cerrahisinde büyük avantajlar sunmasının yanında mide fıtığı, şişmanlık nedeni ile mide küçültme, mide ve kolon kanseri, fıtık, endokrin sistem (pankreas, surrenal ve tiroid) cerrahisi ve safra kesesi başta olmak üzere hepatobiliyer cerrahinin de içinde olduğu geniş bir uygulama alanı olduğunu vurguluyor. Hali hazırda safra kesesi, kasık fıtığı ve barsak kanserine yönelik 3 başarılı robotik operasyon yaptıklarını söyleyen Dr. Zorluoğlu bu sistemin iyi cerrahların başarılarını bir üst düzeye çıkaracağından emin olduğunu ve geleceğin cerrahisinin bu yönde gelişeceğini düşündüğünü söylüyor.

Tiroit ameliyatında üst düzey estetik

Soluk borusunun her iki yanında yer alan tiroit bezinin operasyonları, boyunda estetik açıdan sorun yaratan izler açılması anlamına geliyor. Da Vinci ile koltuk altından girerek boyundaki tiroide ulaşılması ve -çok büyük guatrların çıkarılması hariç- hemen hemen tüm tiroit ameliyatlarının yapılması mümkün olabiliyor. Bu ameliyatların yapılabilmesi için tek şartsa, hastanın vücut kitle indeksinin (ağırlık/boy uzunluğunun karesi) 30’un altında olması. Bu yöntemle hastaların koltuk altından tamamen gizli bir kesi dışında, boyunda herhangi bir iz bulunmuyor. Bu da hastaya üst düzeyde estetik imkanı sağlıyor. Ayrıca larenjal sinir hasar riskini önlüyor.

Jinekolojide hızla yaygınlaşıyor

Son 15 yıldır jinekolojik ameliyatlar robotik cerrahi ile da Vinci sistemi kullanılarak gerçekleştirilebiliyor. Prof. Dr. Tufan Bilgin, dünyada ve ülkemizde kullanımı artan bu sistem sayesinde sadece 1-2 santimlik küçük kesilerden karın boşluğuna girilebildiğini belirtirken, en karmaşık ameliyatların bile büyük bir hassasiyet ve kontrolle gerçekleştirebildiğini vurguluyor. Prof. Dr. Bilgin, jinekolojide robotik cerrahinin en çok kullanıldığı alanlar arasında, rahim ve rahim ağzı kanserleri, rahmin çıkarılması, büyük ve çok sayıdaki miyomların çıkarılması, sarkan rahmin yukarı asılması ile yumurtalık cerrahisinin yer aldığını belirtiyor.

KBB ve Baş-Boyun ameliyatında tek bir delik bile açılmıyor

Da Vinci’nin günümüzde kullanıldığı alanlar arasında Kulak-Burun-Boğaz ve Baş-Boyun Cerrahisi de bulunuyor. KBB Uzmanı Prof. Dr. Levent Erişen, gırtlak, yutak, dil ve bademcik ile ilgili iyi veya kötü huylu tümörlerin çıkarılmasına ayrıca uyku apnesinde dil gövdesine ve köküne yönelik ameliyatların yapılmasına olanak tanıyan sistemle, ameliyatların hiçbir kesi yapılmadan doğal giriş yeri olan ağız yoluyla gerçekleştirildiğini belirterek “Hastaların yaşadığı travmayı azaltan bu teknik, cerrahlara da sunduğu büyütülmüş ve yüksek çözünürlüklü görüntü ve hareket yetenekleri fazla olan enstrümanları sayesinde pek çok sinir ve damarın bulunduğu bu hassas ve dar alanda güvenilir bir çalışma imkanı veriyor” diyor. Da Vinci, özellikle ilgi alanı vücudun bazen zor ulaşılan ve karanlık alanları olan ve solunum ile sindirim (yutma) gibi yaşamsal fonksiyonların yanında, konuşma, ses, tat ve koku gibi yaşam kalitesiyle ilgili fonksiyonların olduğu Kulak Burun Boğaz ve Baş-Boyun alanında son derece önem taşıyor. Hastalar Da Vinci ile yapılan tüm operasyonlarda olduğu gibi, kısa sürede iyileşiyor, az ağrı çekiyor, minimum kan kaybı ve minimum komplikasyon ile karşılaşıyor, günlük yaşamlarına kısa sürede dönebiliyorlar. Ayrıca konuşma, solunum ve yutma fonksiyonlarını kısa sürede geri kazanabiliyorlar.

Kalp ameliyatlarının çoğunda kullanılıyor

Robotik cerrahi günümüzde kalp ameliyatlarının çoğunda uygulanabiliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Özkan, koroner bypass ameliyatları, nitral kapağın bütün hastalıkları, tamiri ve değişimi ile kalbin ritim bozukluklarında da robotik cerrahiden faydalanılabildiğini söylüyor. Kalbin içindeki özellikle kulakçıklar arasındaki delikçiklerin yama ile kapatılabildiğini, kalbin içindeki tümörlerin de robotik ameliyatlar ile gerçekleştirilebildiğini belirten Prof. Dr. Özkan, Da Vinci’de bir iki santim çapında bir kesinin yeterli olduğunu vurguluyor.

Bir cevap bırakın