Robotik cerrahi, akciğer ameliyatlarındaki iyileşme sürecini kısaltıyor

Robotik cerrahi, akciğer ameliyatlarındaki iyileşme sürecini kısaltıyor

Florence Nightingale İstanbul Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Alper Toker, robotik cerrahiyle akciğer kanserini erken evrede yakaladıkları hastalarda ameliyatın boyutunu küçültebildiklerini belirterek, “Hem akciğerden aldığımız parça küçülebiliyor hem de hastaların kemoterapi ya da radyoterapi gibi onkolojik tedavi almadan yaşam sürelerini çok uzatabiliyoruz, böylece tam tedavi edebiliyoruz” dedi.

Toker, yaptığı açıklamada, dünyada ve Türkiye’de robotik cerrahinin alanının giderek genişlediğini söyledi.

Robotik cerrahinin son yıllarda başarıyla kullanıldığı alanlardan birinin de göğüs ameliyatları olduğunu fakat Avrupa’da akciğer cerrahisini yapan klinik ve cerrah sayısının az olduğunu belirten Toker, robotik cerrahinin akciğer ameliyatlarında gelişmesinin ve bu alanda cerrahların yetişmesinin zaman alacağını kaydetti.

Toker, Türkiye’nin robotik cerrahiyle akciğer ameliyatlarında Avrupa’da öncü konumdaki İtalya’yı takip ettiğini vurgulayarak, Belçika ve Hollanda gibi Avrupa’nın en gelişmiş merkezlerinde bile robotla akciğer kanseri ameliyatının Türkiye’deki düzeye gelmediğini, bu konuda kendilerinden yardım istendiğini aktardı.

Robotik cerrahiyle akciğer ameliyatlarına 1. evre kanser hastalarıyla başladıklarını dile getiren Toker, “Evreyi yükseltiyoruz. 2. evrede daha sık kullanıyoruz, 3. evre hastalarda radyoterapi-kemoterapi sonrası yaptığımız 8 vaka var ama bu konudaki sayılar çok sınırlı. Yaptığımız ileri evre vakaları, tüm dünyadaki merkezler olarak topladık ve sonuçları üzerinde çalışmalar yapıyoruz” diye konuştu.

“Hastanın aldığı travma küçülüyor”

Toker, akciğer cerrahisinin yüksek riskli olduğunu, kapalı ameliyatların bu riski aşağı çektiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Amacımız cerrahlar olarak bu riski olabildiğince aşağı çekebilmek. Kapalı cerrahiyle bu ameliyatların boyutunu küçültemiyoruz, yine aynı ameliyatı yapıyoruz ve akciğerden aynı dokuyu çıkarıyoruz. Ameliyatın kendisi küçülmüyor ama giriş delikleri ve hastanın aldığı travma küçülüyor. Akciğerinde lezyon çıkan hastanın eskiden olduğu gibi ameliyata gelmesini geciktiren, korkutan, kaçıran, ‘bu ameliyatı olmam, bunda ölüm tehlikesi var’ denen durumları azaltabiliyor. Robotla yaptığımız 100 akciğer kanseri ameliyatında sadece 4 hastada kan ihtiyacı ortaya çıktı.”

Hastaların 10 gün içinde iş hayatına geri dönebilmesinin çok önemli konfor olduğunu belirten Toker, “Akciğerinde kanser olup da ‘bu, kanser çıkmayabilir, takip edelim’ yerine, risk grubundaysa, endikasyonları da oturuyorsa, bu vakaları cesurca ameliyat olmaya yönlendirecek seçenek görüyorum robotun kullanımını. Bu teknolojileri devreye sokmakla 5 gün hastanede yatıp bir hafta sonra da iş hayatına dönebilmesini sağlamamızla bu hastaları artık bizim sahamıza almaya başladık” ifadesini kullandı.

“Kapalı ameliyatların sonuçları çok başarılı”

Toker, erken evrede yakalanan akciğer kanserinde kapalı ameliyatların sonuçlarının çok başarılı olduğunu vurguladı.

“Akciğer kanserinde erken evrede yakaladığımız hastalarda ameliyatın boyutunu küçültebiliyoruz” diyen Toker, şu bilgiyi paylaştı:

“Hem akciğerden aldığımız parça küçülebiliyor hem de hastaların kemoterapi ya da radyoterapi gibi onkolojik tedavi almadan yaşam sürelerini çok uzatabiliyoruz, böylece tam tedavi edebiliyoruz. Örneğin, robotla 325 vakalık seriye ilişkin 2012’de yapılan araştırmaya göre, 1. evredeki hastaların tamamen tedavi oranlarının yüzde 90 olduğu tespit edildi. Bu, çok ciddi bir olay. Kapalı ameliyatlar, hastaların bağışıklık sistemini bozmadığı için çok daha iyi onkolojik sonuçlar verdiğini iddia eden ve gösteren araştırmalar da yayımlandı.”

Toker, robotik cerrahinin kapalı ameliyat teknolojisinin son noktası olduğuna işaret ederek, “Cerrah, ameliyat sonrasında dokuyu yaralamadan ve dokudan daha net şekilde, özellikle lenf bezlerini çıkarabiliyor. Bunun muhakkak hastaya faydası olacaktır. Her tümörde tedavi imkanı bulunurken, tedavi kişiye ve tümörün genetiğine göre değişiyor” şeklinde konuştu.

Amerika’daki Kalp ve Göğüs Cerrahları Derneğinin kongresine davet edildiği bilgisini paylaşan Toker, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ocakta gerçekleştirilen kongrede tecrübelerimi anlattım. Kalp cerrahisinde mutlaka davet edilen arkadaşlarımız olmuştur. Bildiğim kadarıyla akciğer cerrahisiyle ilgili kongreye Türkiye’den konuşmacı olarak ilk kez ben davet edildim. Davet konusu da çok sevindirdi . Türkiye’den bir cerrahı, robotik akciğer cerrahisi gibi ileri teknoloji gerektiren konuda çağırmaları çok sevindirici. Bu, çok büyük bir kongre, Amerika’daki göğüs kalp cerrahisinin en büyük kongresi. Dünyanın her ülkesinden 10 binin üzerinde cerrah katılıyor. Son gelişmelerin, ortaya çıkarılan ameliyat tekniklerinin tartışıldığı çok ciddi bir kongre.”

(AA)

Bir cevap bırakın