Loğusa Otu

  • Loğusa Otu
  • Loğusa Otu
  • Loğusa Otu
  • Loğusa Otu
  • Loğusa Otu
  • Loğusa Otu
  • Loğusa Otu
  • Loğusa Otu
  • Loğusa Otu
  • Loğusa Otu
  • Loğusa Otu
  • Loğusa Otu
  • Loğusa Otu

Çok Yıllık | 0,3-1m | 5-7 Aylar | Ça,Ho,Na | Otu, Kökü | Zehirli

Loğusa otu, Osterluzei, Aristolochia clematitis L.
Kabakulak otu
Loğusa otu
Pipo çiçeği
Zeravent
Karaasma
İmmün çiçeği
Şifalı Loğusa otu

Familyası: Loğusaotugillerden, Osterluzeigewâchse, Aristolochiaceae

Drugları: Loğusa otu; Aristolochiae herba
Loğusa kökü; Aristolochiae radix
Loğusa otu (yaprağı, çiçeği ve sapı) ve kökü çay ve tentür ve de natürel ilaç yapımında kullanılır, fakat çayını yaparken dikkat edilmeli zira zehirlidir.

Giriş: Günümüzde 250’nin üzerinde Loğusaotugillerin alt türü mevcuttur ve bunlardan en çok kullanılan bu şifalı Loğusa otu; Aristolochia clematitis’tir. Bunun haricinde uzun yapraklı Loğusa otu; A. Longa, yu-varlak yapraklı Loğusa otu; A. Rotunda, tüylü Loğusa otu; A. Hirta, Engerek kökü; A. Serpentina, soluk Loğusa otu; A. Pallida ve Suriye Lo-ğusa otu; A. Maurorum’u sayabiliriz. Loğusa otu eski mısırlılar ve Kuzey-batı Amerika ve de Meksika Kızılderilileri tarafından yılan sokmasına karşı kullanılmıştır. Türkiye’de ve Avrupa’da takriben 2300 yıldır doğum öncesi ve sonrası rahatsızlıkları ve deri hastalıklarına karşı kullanılmıştır. 

Botanik: Türkiye’de 25 tür Loğusa otu yetişmektedir ve en yaygın olan A. Clematitis’tir ve çok yıllık bir bitkidir. Kökleri yeraltında sürünerek çevresine yayılan bitkinin gövdesi tüysüz ve dikey olup takriben 30-100 cm boyundadır. Yaprakları uzun saplı kalp veya yumurta şeklinde , sap kısmı hafif içeri girmiş vaziyette, üst yüzeyi koyu, alt yüzeyi açık yeşil veya hafif sarımsı yeşil renkte ve kenarları bütündür. Çiçekleri yaprak sapının dibinden çıkar ve 3-5 adeti bir arada soluk sarı veya kükürt sarısı renkte ve uzun bir boru, gerisi şişçe, ağız kısmı yılan kafası gibi veya pipoya benzer şekilde bu nedenle Pipo çiçeği de denir. Arı veya sinek gibi böcekler çiçeğin içine girdiklerinde çiçek tarafından döllenme süresi ta-mamlanana kadar serbest bırakılmaz ve adeta hapsedilirler. Ancak döl-lenmeden sonra böcekler serbest kalır.

Yetiştirilmesi: Türkiye’nin hemen her yöresinde yetişir. Hafif gölgelik olan yerler tercih edilir.

Hasat zamanı: Loğusa otu Mayıs’tan Ekim’e kadar toplanarak kurutulur ve kaldırılır. Kökleri ise ya Mart’ta veya Eylül-Ekim aylarında sökülerek çıkarılır, yıkanır ve kurutulur. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kuru-tulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşi-mindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depo¬lanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.

Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
a) Aristolochiaasit Nitro grubu ve Phenanthren’den oluşur. Aristolochiaasit (aristolokiaasit) takriben %0,03 oranında olup bunun en büyük kısmını Aristolochiaasit=10-Nitro-phenantrenkarbonikasit içerir. Ayrıca az miktarda Noraristolochiaasit, Hydroxy-aristolochiaasit ve Methoxy-aristolochiaasit’i sayabiliriz. Aristolochiaasit Azototom içermesi nedeni ile Alkaloitlerden sayılırken diğer taraftan ne alkali tuzlara ne de asitlere benzemesi nedeni ile özel bir konuma sahiptir.
b) Alkaloitlere sadece Magnoflorin’i gösterebilmekteyiz. 
c) Eter yağı türevleri; Pinin, Borneol ve Cinnamoyalkol (Tarçın alkol) 
d) Ayrıca Saponinler, Taninler, Organikasitler, Karotinitler içerir.

Tesir şekli: Yaraları iyileştirici, iltihapları önleyici, fagositleri aktifleştirici (fagositler bakterileri zararsız hale getiren akyuvarlardandır), adet öncesi ve sonrasırahatsızlıkları önleyici, damarları büzücü, mikropları yok edici ve İmmün sistemini kuvvetlendiricidir. 

Araştırmalar: 
1) J.R.Mose ABD’de yaptığı araştırmalarda Loğusa otu ekstresinin İmmün sistemini (Bağışıklık sistemi=Savunma sistemi) kuvvetlendir¬diğini tespit etmiştir. Loğusa otunun birleşimindeki maddeler direkt antibiyotik göstermek yerine akyuvarlardan fagositleri harekete geçirerek İmmün sistemini kuvvetlendirdiğini belgelemiştir. Bu deney¬lerde D5 tentürü kullanılmıştır. D1 den alınan bir damla 10 litre alkolle karıştırıldıktan sonra kullanılmış ve bu dozajda sıvılaştırmanın en etkili dozaj olduğu tespit edilmiştir. D5 ten sonra D4 yani 1 ml tentür 1 litre alkolle karıştırıldıktan sonra günde 3-4 defa 10-15 dam¬la 4-6 hafta süreyle alınmalıdır. (Nhp.11.97.1808)
2) Almanya’nın Scarbüchen eyalet Üniversitesi Tıp Fakültesinde doktora tezi olarak 1973’te araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmalarda kobalar, çeşitli hastalıklara neden olan bakteriler bulaştırılmış (enfeksi¬yon) ve kobaylardan bir gruba Loğusa otu ekstresi verilirken diğer¬lerine Plasebo (sahte ilaç=deney ilacı) verilmiştir. Loğusa otu ekstresi verilen kobaylara bir şey olmazken diğer gruptaki kobayların yarısı 9 gün içinde ölmüştür. (Nhp.11.97.1808)
3) Mezger haricen deri ve kaslardaki; ezilme, burkulma, sıyrılma, mo¬rar-ma gibi rahatsızlıklarda Loğusa otunun tentür veya ekstresinden 1-2 yemek kaşığı 200-300 ml suyla karıştırıldıktan sonra bez bu su ile ıslatılır ve ağrıyan yere sarılırsa iyileştirir. Bu Mezger tarafından deneylerle belgelenmiştir. (LBH.I.7.40)

Kullanılması: 
a) Araştırmalara göre anlaşıldığı gibi Loğusadan elde edilen ekstre ve tentürlerden 1 ml 1 litre alkolle karıştırıldıktan sonra kullanılmıştır. Loğusa otu veya kökünden elde edilen ekstre ve tentürler başta her türlü enfeksiyona karşı vücudun direncini (İmmün sistemini kuvvet¬len-dirici) arttırıcı kullanılmaktadır. Doğum yapan Loğusa kadınların vücutları çeşitli enfeksiyonlara karşı zayıf düşmektedir. İşte bu nedenle geçmişte kullanıldığından bu ismi almıştır. 
b) Homeopati’de; kadınlarda adet öncesi ve sonrası rahatsızlıklar, yatak ıslatma, mesane zafiyeti, prostatit, varis krampı, rahimit, İmmün sistem zafiyeti, yılan sokmasına karşı panzehir, ateşli hastalıklarda ateş düşürücü olarak kullanılır. Harici olarak iyileşmeyen müzmin yaralar, özelikle baldır,bacak, ayak parmak yatakları, el parmaklarındaki iltihap ve cerahatlenmelerine karşı ve ayrıca spor kazalarına; ezilme, burkulma, yırtılma ve morarma gibi çocukların veya sporcuların spor yaparken yaptıkları kazalardaki hafif yaralanmalara karşı kullanılır. 

Kompres: Ana tentürden (D1) veya ekstreden 1-2 kahve kaşığı 200-300 ml suyla karıştırıldıktan sonra bu suyla ıslatılan bez ağrıyan yere sarılır. Şayet tentür veya ekstre temin edilemezse Loğusa otu veya kökü çayı ile de sargı yapılabilir. 

Açıklama: Madaus firması tarafından kobaylar ve fareler üzerinde yapı-lan deneyler sonucu kansere neden olabileceği varsayımı ile Almanya’da 1981’de bu bitkiden üretilen ilaçlar yasaklanmıştır. 1982’de bir gecede 250 çeşit natürel ilaç yasak kapsamına girmiştir. Oysa en az Loğusa otu 2300 yıldır kullanılmaktadır ve herhangi bir durum (zehir¬lenme, kanser v.b) söz konusu olmamıştır. Almanya’da Sağlık Bakanlı¬ğının bu kararının büyük ilaç firmalarının zorlaması nedeni ile alındığı yolunda çeşitli za¬manlarda açıklamalar yapıldı. (Nhp.11.97.1808 veya Nhp.5.98.744). Loğusa otu veya kökü Kirpi otu veya kökü gibi İmmün sistemini kuv¬vetlendiricidir fakat aradaki fark Loğusa otu veya kökünden elde edilen tentürler veya ekstreler en az 1/100 oranında sıvılaştırılması gerekirken Kirpi otu veya kökünden oldukça çok kullanmak gerekir.

Çayı: Türkçe Şifalı bitkilerle ilgili esrelerde takriben %1-2 Infuzyonu (haşlama) yapılarak içilebilineceği ifade edilmektedir. Bir kahve kaşığı kurutulmuş ve ince kıyılmış Loğusa otu veya yarım kahve kaşığı kuru-tulmuş, ince kıyılmış Loğusa kökünden demliğe konur ve üzerine 300-400 ml kaynar su ilave edilir. Çayın deminin çıkması için 5-10 dakika beklenir ve sonra bu bütün çay bir günde azar azar içilir. 

Homeopati’de: Loğusa otu veya kökünden 50 gr ince kıyıldıktan sonra bir şişeye doldurulur ve üzerine %70’lik 500 ml alkol ilave edilir. Güneş görmeyen bir yerde 4-6 hafta bekletildikten sonra süzülerek Home-opati’de <<Aristolochia clematitis>> adı ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden 1 ml en az 100 ml alkolle karıştırıldıktan sonra günde 3-4 defa 10-15 damla alınır. 

Hastalığın belirtisi (semptom): 
1) Adet öncesi ve sonrası organik veya ruhi rahatsızlık içindeyse 
2) Sabahları yorgunluk, bitkinlik hali, başa kan hücumu, baş ağrısı
3) Soğukta rahatsızlıkları azar, sıcakta azalırsa
4) Ayaklar ve parmaklar şiş ve varisle genişlemiş (kalınlaşmış) 
5) Ses tonu titrek, sinirli ise
6) Deri ülseri, taze yaralar ve donma kalıntısı
7) Adet anormallikleri özellikle geç, az veya kısa sürüyorsa 
Bu gibi hallerde Loğusa otu kullanılır.

Yan tesirleri: Yan tesirinin kansere sebep olabileceği yönündedir. Fakat yeterince kanıtlanamamış bir iddiadır. Zira yapılan başka araştırmalarda da etkili olduğu görülmüştür.

Bir cevap bırakın