Keçisedefi Otu

  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu
  • Keçisedefi Otu

Çok Yıllık | 0,4-1,2m | 6-8 Aylar | Ca,Ho,Na | Otu

Keçisedef otu, Geiβraute, Galega officinalis
Diyabet otu Syn: Ruta capraria
Süt otu
Keçi yoncası

Familyası: Baklagillerden, Schmettelingsgewâchse, Fabaceae

Drugları: Keçisedefi otu; Galegae herb
Keçisedefi otunun çiçek, yaprak ve taze sürgünleri çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır.

Giriş: Keçi sedef otu eskiden Ruta capraria ismi ile anılmakta idi. Ruta sedef, capra keçi anlamına ve yine Almancada Keçisedefi otu anlamına gelen Geissraute ismi ile anılır. Görüldüğü gibi bu bitki Türkçe, Latince ve Almanca Keçisedefi otu diye anılır. Nedenine gelince keçinin bu otu çok sevmesindendir. Bu bitki kullanılma maksadı nedeniyle şeker has¬talığına karşı ve emziklilerde süt artırması nedeni ile Diyabet otu veya Süt otu diye de anılır. 

Botanik: Keçisedefi otunun vatanı Doğu Akdeniz ülkeleri olup zamanla Avrupa ve Asya’nın ılıman bölgelerine yayılmıştır. Türkiye’nin genellikle Marmara ve Karadeniz bölgesinde ırmak, dere ve göl kenarları ve de nemli çimenliklerde yabani olarak yetişir. Bitki çok yıllık 40-120cm bo-yunda, alt kısmı seyrek, üst kısmı oldukça sık çatallaşır. Yaprakları kanat şeklinde olup karşılıklı olarak dizili çift ve sonda tek bir yapraktan meydana gelir ve yaprak sayısı 9-17 olabilir. Yaprakları oval veya eliptik, kenarları düz, kısa saplı ve koyu yeşil renklidir. Çiçekleri üstteki kanat yaprakların dibinden çıkan uzun bir sap üzerine salkım şeklinde dizilmiştir. Çiçekleri kelebek şeklinde, üstte bir bayrak altta iki kanatlı ve göbekte döllenme tozluklarından oluşur. Çiçekleri açık mor, eflatun veya beyaz renkte olabilir. Meyveleri 2-3cm uzunluğunda, 2-4m genişliğinde küçük ve ince bir fasulye kapçığın benzer. Kökleri kazık şeklinde baş köklerden meydana gelir. 

Yetiştirilmesi: Türkiye’nin hemen her bölgesinde biraz nemli olmak şartı ile yetiştirilebilir. 

Hasat zamanı: Haziran ve Temmuz aylarında yerden az (5-10cm) yu-karıdan kesilerek demetleri yapılır ve güneşli, havalı bir ortamda kuru-tulduktan sonra özel kaplarda (porselen, cam veya plastik) muhafaza edilir. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.

Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri şöyle sıralayabiliriz;
a) Guanidin türevleri %0,3-6 oranında tohumlarında ise bu oranın %5’leri bulduğu iddia edilmektedir. Guanidin türevlerinin en önemlisi Galegin’dir. Ayrıca Hydroxygalegin ve Peganin’de içerir. 
b) Flavonlar ve Flavonglikozitler & 0,-1,5 oranında olup en önemlileri; Kâmpferol, Quercetin, Galein ve Galutedin’dir. 
c) Ayrıca Saponinler, Taninler, C-vitamini ve az miktarda Krom minerali içerir. 

Tesir şekli: Kandaki şekeri düşürücü, annelerde süt artırıcı, idrar sök-türücü ve terletici özelliklere sahiptir. 

Araştırmalar: 
1) COLLIP 1923’de bazı şifalı bitkilerden elde edilen maddelerin aynı insülin gibi etki ettiğini fakat daha az etkili olduğunu tespit etmişlerdir. Bu maddelere glukokininler adını vermişlerdir. Daha sonraki yapılan araştırmalarda Gaunidin türevlerinin de (Keçisedefi otunda bulunur) aynı Glukokininler gibi olduğu görülmüş ve aynı değerde sayılmıştır. (LBH.II.78)
2) Müller ve Reinvein Galeginin’in aynı adrenalin gibi bir etkiye sahip olduğunu kandaki şekeri Hydroxygalenin’in düşürdüğünü yaptıkları deneylerle ispatlamışlardır. (II.79)
3) Bir grup Rus ilim adamı da 1974’de Keçisedefi otu ekstresi ile yaptıkları araştırmalarla Hiperglisemi (kandaki yüksek şeker) düşürücü olduğunu ispatlamışlardır. (TP.240)
4) Keçisedefi otunun birleşimindeki Krom’unda aynı şekilde kandaki şeker oranını düşürdüğünü tespit etmişlerdir. (TP.240)

Kullanılması: 
a) Araştırmalara göre kandaki şekeri düşürmek için kullanılır. 
b) Komisyon E’nin 180 nolu 24.09.1993 tarihli monografi bildirinse göre Keçisedefi otunun birleşimindeki Galegin kandaki şekeri düşürmek için kullanılır. 
c) Halk arasında başta şeker hastalığına karşı kullanılır fakat hastalık ilerlemiş ise ona pek fayda etmez. Şayet hastalık erken teşhis edilmiş ise o zaman bu ve diğer şifalı bitkilerle diyabeti tedavi etmek mümkündür. Keçisedefi otunun bir başka özelliği de annelerin sütünü artırıcı özelliğe sahip olduğudur.

Çayı: İki kahve kaşığı Keçisedefi otu demliğe konur ve üzerine 300-400ml kaynar su ilave edilerek 5-10dk demlenmesi beklenir ve sonra süzülerek içilir. 

Çay Harmanları:

Gökçek diyabet çayı;
>20 gr Hindiba otu ve kökü
>20 gr Isırgan otu
>20 gr Şahtere otu
>20 gr Ardıç kozalağı
>10 gr Keçisedefi otu
>5 gr Y.mersini yaprağı
>5 gr Civanperçemi otu

Gökçek süt çayı;
>20 gr Anason tohumu
>20 gr Isırgan otu
>20 gr Keçisedefi otu
>20 gr Kimyon tohumu
>20 gr Rezene tohumu 

Homeopati’de: Keçisedefi otu ve tohumundan toplam 100gr ince doğranarak bir şişeye konur ve üzerine %70’lik 500ml etanol ilave edilir. Bu şişe güneşten uzakta 4-6hafta süreyle muhafaza eldir ve iki günde bir çalkalanır. Bu süre sonunda süzülerek elde edilen tentüre Home¬opati’de <<Galega>> adı verilir. Bu tentürden günde 3-4defa 10-15damla 4-8hafta süreyle alınır. Şayet uzun süre alınırsa doktor veya hekime danışılmalıdır. Yukarıdaki çay harmanlarından da aynı şekilde tentürde hazırlanabilir. 

Yan tesirleri: Aşırı kullanılması halinde yan tesiri olabilir fakat şimdiye kadar insanlara bir zarar verdiği görülmemiştir fakat çok miktarda bu bitkiden yiyen koyunların zehirlendiği görülmüştür.

Bir cevap bırakın