Keçi Sakalı

  • Keçi Sakalı
  • Keçi Sakalı
  • Keçi Sakalı
  • Keçi Sakalı
  • Keçi Sakalı
  • Keçi Sakalı
  • Keçi Sakalı
  • Keçi Sakalı
  • Keçi Sakalı
  • Keçi Sakalı
  • Keçi Sakalı
  • Keçi Sakalı
  • Keçi Sakalı
  • Keçi Sakalı

Çok Yıllık | 0,5-2m | 6-8 Aylar | Ca,Ho,Na | Çiçeği ve Otu

Keçisakalı, Madesüβ, Filipendula ulmarina 
Ergeç sakalı Syn: Spiraea ulmaria
Tekesakalı
Çayırmelikesi
Çayır kraliçesi
Hakiki keçisakalı

Familyası: Gülgillerden, Rosengewâchse, Rosaceae

Drugları: Keçisakalı çiçeği; Spiraeae flos
Keçisakalı otu; Spiraeae herba
Keçisakalı kökü; Spiraeae radix
Keçisakalının çiçek ve otu (Yaprak, çiçek ve taze sürgünleri) çay ve natürel ilaç yapımında ve kökü tentür yapımında kullanılır. 

Giriş: Keçisakalı Gülgillerin alt grubu olan Umarieaegillerden (Keçisa-kalıgiller) olup sadece 10 alt türü mevcuttur ve bu türler sonradan süs bitkisi olarak yetiştirilmek için üretilmiştir. Bu türden sadece Hakiki keçisakalı tıbbi maksatla kullanılır, diğerleri kullanılmaz. Türkçe Keçi¬sakalı, Tekesakalı, Ergeçsakalı diye anılmasının sebebi bitkinin çiçek¬lerinin geriden bakınca keçi sakalına benzemesi nedeni iledir. Almanca Geissbart veya Wiesengeissbart yani Keçisakalı veya Çayır Keçisakalı diye anılır ve Latince folium iplik, pendulus asık yani asılı ip yumağı anla¬mına gelir. R.Piria 1938’de Söğüt kabuğunda ve 1939’da araştırmalar, Ludwig ve Wiedmann Keçisakalı çiçeğinde Metilsalisilat’ı bulmuş ve de 1860’da Taş kömürü katranından Salisikasit elde etmiştir. C.F.Gerhardt tarafından Asetilsalisilikasit bulunmuş ve bu buluş Bayer firması tarafından Aspirin (a Spiraea) adında sentetik (kimyasal ilaç) üretilmeye başlanmıştır. 

Botanik: Keçisakalı Avrupa ve Asya’nın ılıman bölgeleri, Türkiye’nin Marmara, Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgesinde yabani olarak yetişir. Genellikle ırmak kenarları, bataklık yöreler, mezarlıklar, çimenlik ve nem¬li meralarda yetişir. Kökleri oldukça derinlere giden sağlam, sürünen ve saçaklı bir kökü vardır. Gövde yetiştiği yöreye göre 0,5-2m boyunda olabilir ve pek çatallaşmaz ancak bitkinin üst kısımları çatallaşır. Alt yaprakları oldukça büyük, yukarılara doğru yükseldikçe küçülür. Ana yaprak kanat şeklinde olup yaprakçıklar sağlı sollu dizilmiştir ve en sonda bir tek yaprak bulunur. Yapraklarının kenarları dişli, üst yüzeyi koyu yeşil, alt yüzeyi grimsi tüylü, 4-10cm uzunluğunda, 2-5cm eninde ve en uçtaki yaprak ise diğerlerinden farklı olarak üç lopludur. Yaprak diplerinde küçük yan yaprakçıklar mevcuttur. Çiçekleri oldukça küçük, takriben 3-5m büyüklüğünde, taç yaprakları ters yumurta şeklinde, sarımsı beyaz renkte, ortadaki döllenme tozlukları 15-30adet beyaz saplı sarımsı veya esmer topuzcukludur. Takriben 100-500 çiçek bir bitkide olabilir ve geriden Keçi sakalını andırdığından bu adla anılır.

Yetiştirilmesi: Türkiye’nin sıcak bölgeleri hariç (Akdeniz bölgesinin sahil şeridi) hemen her yörede yetiştirilebilir. 

Hasat zamanı: Çiçekleri veya yaprakları Haziran’dan Eylül’e kadar toplanarak ayrı ayrı bağ yapılır ve kurutulur. Kuruturken özellikle de çiçeklerini kuruturken sıcaklığın 40C˚’yi geçmemesi gerekir. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır..

Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
Çiçeklerindeki maddeler %0,3-0,5 oranında olup başta;
a) Eter yağları (uçucu yağlar); Salicylaldehyd, Salicylasitmetilester, Phenyletil (Feniletilalkol), anisaldehyd ve Benzilalkol içerir. 
b) Flavonitler 50,5-3 oranında ve en önemlileri; Spiraeosid (Quercetin-4’-β-D-Glikozit), Kâmpferol-4’-β-D-Glikozit, Quercetin-3-glikozit, , Quercetin-3-Arabinozit, Hyerozit ve Rutin içerir. 
c) Tanenler %10-15 oranında olup Gallotaninler ve Ellagitanninlerden oluşur. 
d) Ayrıca zamk, mineraller ve vitaminler içerir. 

Keçisakalı otu;
a) Yaprakları Tanin türevlerinden Ellagitaninler; 1,2,3-Tri-O-O-alloyl-4,6-(S)-hexahydroxydiphenoyl-β-D-glikoz,2,3-Di-O-galloyl-4,6-(S)-hexahydroxypenol-β-D-glikoz Rugosin D, ve Izorugosin içerir. 
b) Çok az oranda Flavonit türevleri ve hemen hemen yok denecek oranda ter yağı türevleri içerir.

Tesir şekli: Terletici, ateş düşürücü, ağrı dindirici, iltihapları önleyici, idrar artırıcı safra söktürücü ve antiseptik özelliklere sahiptir. 

Araştırmalar: Madaus firması tarafından üretilen Rheummeda isimli damla ile romatizmalı hastalar üzerinde yapılan araştırmalar sonucu romatizmayı iyileştirdiği görülmüştür. (Geniş bilgi için Madaus’a baş-vurulabilir.)

Kullanılması: 
a) Komisyon E’nin 43nolu ve 02.03.1989 tarihli monografi bildirisine göre Keçisakalı otu başta üşütme hastalıklarına karşı kullanılır. 
b) Halk arasında Keçisakalı çiçeği başta üşütme hastalıklar, ateşli üşütme hastalıklarında, grip, nezle, romatizma türlerinden; Artritit (eklem iltihaplanması), artroz (eklem bozulması), lumbago (bel ağrısı), kas romatizması, gut ve siyatiğe karşı kullanılır. Ayrıca da; böbrekler ve mesane rahatsızlıkları, baş ve diş ağrısına karşı da kullanılmıştır. Keçisakalı otuda aynı maksatla kullanılır fakat etkisi daha azdır. 
c) Homeopati’de romatizma, siyatik, eklem iltihaplanması (artrit) ve idrar yolları rahatsızlıklarına karşı kullanılır.

Açıklama: Söğüt kabuğu veya Keçisakalı çiçeğindeki Salisilik türevleri Biogen yani canlı diye tabir edilirken sentetik olarak elde edilen Salisilik türevleri hekimler tarafından ölü olarak tanımlanır. Bu nedenle tekrar eskiden olduğu gibi şifalı bitkilerden natürel ilaç yapımına başlanmıştır. (Söğüte bak)

Çayı: İki kahve kaşığı Keçisakalı demliğe konur ve üzerine 300-500ml kaynar su ilave edilerek demlenmesi beklenir ve de 5-10dk sonra süzülerek içilir. 

Çayharmanları;

Gökçek Romatizma çayı;
>20 gr Isırgan otu
>20 gr Atkuyruğu otu
>20 gr Civanperçemi otu
>20 gr Keçisakalı çiçeği
>20 gr Söğüt kabuğu

Gökçek Terleme çayı;
>20 gr Ihlamur çiçeği
>20 gr Mürver çiçeği
>20 gr Keçisakalı çiçeği
>20 gr Papatya çiçeği
>20 gr Söğüt kabuğu

Gökçek terleme çayı;
>20 gr Söğüt kabuğu
>20 gr Mürver çiçeği
>20 gr Ihlamur çiçeği
>20 gr Akhuş yaprağı
>20 gr Keçisakalı çiçeği

Gökçek terleme çayı;
>30 gr Mürver çiçeği
>30 gr Ihlamur çiçeği
>30 gr Keçisakalı çiçeği
>10 gr Turunç kabuğu

Homeopati’de: Keçisakalı otunun kökleri çiçek açmaya başlanmadan önce kökleri sökülür ve sökülen kökler yıkandıktan sonra ince kıyılarak bir şişeye konur. Keçisakalı kökünden 100gr alınır ve üzerine 500ml %70’lik alkol ilave edilerek güneş ışınlarından uzakta 4-6hafta muhafaza edilir ve iki günde bir çalkalanır. Bu süre sonunda süzülerek elde edilen tentüre Homeopati’de <> adı ile anılır. Bu tentürden günde 3-4defa 10-15damla 4-8hafta süreyle alınır. Yukarıdaki çay harmanlarından da aynı şekilde tentür elde edilir. 

Yan tesirleri: Aşırı miktarda çayı içilirse mide rahatsızlıkları ve bulantıya sebep olur. Ayrıca çok ve uzun süre içildiğinde cinsel gücü azalttığı iddia edilmektedir.

Bir cevap bırakın