‘Hesabı verilmemiş travmalar ülkesiyiz’

‘Hesabı verilmemiş travmalar ülkesiyiz’

Türkiye Psikiyatri Derneği Ruhsal Travma ve Afet Psikiyatrisi Çalışma Birimi üyesi ve Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burhanettin Kaya, Türkiye’nin tarihi hesabı görülmemiş travmalarla dolu olduğunu, sosyal politikalarla yaşanan felaketlere acil müdahale edilmesi gerektiğini, sorumluların cezalandırılması gerektiğini belirtiyor…

“Biz travmaları 3’e ayırıyoruz;

– İnsan eliyle yaratılmış felaketler- Kazayla dolaylı olarak insan eliyle yaratılan felaketler- Doğal afetler

Ve çok önemli bir bilgi; insan eliyle oluşturulan travmaların tahrip edici etkisi çok daha yüksektir. İnsan eliyle, kasıtlı olanlar daha çabuk kronikleşir. Ancak baktığınız zaman 3’ü de artık insan eline bağlanıyor. Yani depremde ölenler aslında sağlam yapılmayan binalar yüzünden ölmüş oluyor. Dolayısıyla bu travma da bir insan yüzünden yaratılmış oluyor.

YAPILMASI GEREKENLER NELER?

Burada yapılması gerekenler ise toplum için çok önemli.

– Öncelikle kişileri çok hızlı bir biçimde güvenli bölgeye almaları lazım, örneğin göçük altından çıktılarsa hemen güvenli, deprem tehlikesi olmayan, bundan zarar görmeyeceği bir yere götürmeleri gerekiyor.

– İhtiyaçlarının karşılanması ve hızla eski hayatına geri döndürülmesi gerekiyor. Yani insanlar yıllarca prefabrike evlerde oturmamalı. Ayrıca yine çok hızlı bir şekilde psikolojik desteğe başlanması gerekiyor.

– Sorumluların cezalandırılması ve bir yetkilinin çıkıp hatasını kabul ederek özür dilemesi gerekiyor.

Burada topluma karşı kullanılan dil çok önemli. Hem siyasetçiler hem basın burada dikkatli olmalı. Örneğin yıllar önce Erzincan Depremi olduğunda bir okulda hemşireler ölmüştü, bir gazete olay için “Orada çok fuhuş yapılıyordu. Allah o yüzden cezalandırdı.” dedi. Bu çok tehlikeli. Ya da burada maden kazasında hayatını yitirenler için “Kaçanın anası ağlamaz, yemeği yer altında yemeselerdi ölmezlerdi” demek ölen işçiyi sorumlu tutmak yanlış. 

 

ŞİDDET SARMALI BÜYÜYOR

Türkiye’de pek çok anne çocuğuna “Aman yavrum, sen kendini öne atma sonra herkes çekilir sen kalırsın” gibi tavsiyeler verir. Doç. Dr. Burhanettin Kaya bu söylemin insanların adalet duygusuna olan inancın değişiminden olduğunu belirtiyor,

“Travmayı yaşayan ve sonrasında adaletin yerini bulduğunu göremeyen insana göre dünya adil değildir ve kötülükler hep iyi olanı, saf olanı bulur. Hayat diğer insanlara aynı şekilde dokunmamıştır. Bu duygunun kaybı da insanların eşitlikçi dürüst tutum sergilemesini azaltır. Güvensiz bir toplum yaratır. Adalet duygunuz yoksa güvensiz bir dünyaya doğmuşsunuzdur.

Rekabetin belirleyici olduğu, belli sınıfların korunduğu bir dünyada yaşıyorsanız hiçbir şeye güvenemezsiniz, bu da dürüstlüğün altını oyar. Pragmatist yani çıkarcı bir davranış tarzı geçerli kılınır. Dürüst olmak yanlıştır, kötüdür, zarar verir. Biraz politik olacaksın denir. Ama gerçekten de öyle olur. Dürüst olan, onurlu olan, örslenen olur ama hesap yapanlar, kendisini düşünerek hareket edenler, birilerine yarananlar değerli olur. Bu bir kısır döngü değil büyüyen bir adaletsizlik ve şiddet sarmalı yaratır. Her döngüde biraz daha geniş bir travma üretir.”

 

“TÜRKİYE ZATEN TRAVMATİK BİR TOPLUM”

Biz aslında bu ülkede zaten travmatize ve örseli doğuyoruz. Hiçbir şey olmasına bile gerek yok. Etnik kökenlerimizden, dini inançların farklılıklarından, kadın olmaktan dolayı bile travmatizeyiz. Tarihimiz de travmalarla dolu ve özelliği de hiçbirinin hesabının verilmemiş olmasıdır. O yüzden kronik bir travma toplumuyuz.

ASANSÖR KAZASINDA ÖLEN İŞÇİLERE ŞEHİT DEMEK “DALGA GEÇMEKTİR”

Travmalarda en önemlisi tabii ki kişileri korumak ve hiçbir zaman travmaya maruz kalmamasını sağlamaktır. Yani şiddeti önceden önlemek. Ama eğer şiddete maruz kalındıysa kişilere hemen yardım eli uzatılması, eşitlikçi davranılması travmayı azaltır. Mesela belli bir sınıfı korumak, siyasal yakınlık olanlara ayrıcalıklı davranmak, olmayanlara müdahalede gecikme göstermek travmanın onarılmasını zorlaştırır. Mesela asansör kazasında ölen işçilere “şehit” denildi. Orada inşaat yapan şirket vatan toprağını mı koruyordu ya da büyük bir ülküsü mü vardı ki uğrunda öldüler. Bu yüzden önce söylemi değiştirmek çok önemli.

TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU

Travma sonrası stres bozukluğu yaşayan kişiler öfke patlamaları, konsantrasyon bozukluğu, hafıza sorunları, mesleki anlamda zorluk, ömrünün 20-30 yılını yaşanmış, ömrü kısalmış gibi hissetme, duygusal küntlük, duygusal olarak donuklaşmak, travmayı hatırlatan öğelerden kaçınma, iç sıkıntısı gibi belirtiler gösterir. Bir de travmanın bir diğer etkisi sürekli olayı anımsıyor, rüyalarında görüyor, en küçük uyaranla yeniden oluyormuş düşüncesine kapılıyor, bunlarda tekrarlama belirtileridir. Tüm bunlar bireyin olaydan çok etkilendiğini ve 3 aydan uzun sürerse de hastalığının kronikleştiğini gösteriyor.

 

 

Bir cevap bırakın