Güzel bir cilt istiyorsanız ‘kökten’ çözüm

Güzel bir cilt istiyorsanız ‘kökten’ çözüm

Günümüzde birçok tedavi yöntemi ile cildimizin, bağ dokumuzun daha canlı ve sağlıklı görünmesi sağlanabilmektedir.

Cildimiz bazı tabakalardan oluşmaktadır. En üst tabakaya epidermis adını vermekteyiz. Epidermis cildimizin dışarıdan görünen bölümünü oluşturmaktadır. Epidermisin altında dermis denilen tabaka vardır. Dermis içerisinde kollojen ve elastin liflerden oluşan bağ dokusu vardır. Bağ dokusu cildimizin gergin görünmesini sağlayan tabakadır. Zaman içerisinde bağ dokusunda bulunan lifler gevşemeye başlar ve bu nedenle cildimizde gevşeme ve kırışıklıklar oluşur.

Cildimize yapılan kök hücre tedavilerinde amaç hem en üst tabakanın, hem de bağ dokusunun daha genç ve aktif hale gelmesini sağlamaktır. Kök hücre tedavileri birkaç şekilde uygulanabilir. PRP denilen tedavi şeklinde, cildimizde bulunan kök hücrelerimiz dolaylı bir yoldan uyarılarak tedavi sağlanır. ‘Fibroblast Transfer Tedavisi’ de denilen diğer kök hücre tedavisinde ise, mevcut kök hücreleri uyarmanın yanında, üretilen kök hücreler cilde enjekte edilir. Bu nedenle cildin kozmetik anlamda yenilenmesi için yapılabilecek en yoğun kök hücre uygulaması bu tedavidir.

Cilde yapılacak kök hücre tedavisinde bahsedilen kök hücreler bağ dokusunun temellerini oluşturan fibroblastlardır. Fibroblastlar gevşemiş olan bağ dokumuzu sağlamlaştırarak, çeşitli büyüme faktörleri ile en üst tabakanın daha canlı görünmesini sağlayarak çok daha genç bir cilde sahip olmamızı sağlar. Kök hücre tedavisi belki de kozmetik anlamda yaşlanmamızı geciktiren en etkili tedavi yöntemlerinden biridir.

Kök hücre tedavisi kulak arkasından ya da güneş görmeyen kalça, koltuk altı gibi bir bölgeden küçük bir deri biyopsisi alınarak yapılır. Deri biyopsisi ile beraber kişiden bir miktar da kan alınarak örnekler laboratuvara yollanır. Laboratuvarda kök hücre üretimi ile ilgili özel eğitim almış doku mühendisleri tarafından kök hücre üretimi yapılır. Ortalama 3 haftalık bir sürenin sonunda kök hücreler hazır hale gelir. Hastanın ilk uygulaması yapılır. Kök hücre uygulamasında enjeksiyon yoluyla ihtiyaç olan bölgelere kök hücre transferi yapılır. Uygulama enjeksiyon yöntemi ile yapıldığından öncesinde hastalar 15-20 dakika kadar anestezi kremi sürülerek bekletilir. Uygulama sonrasında hasta sosyal hayatına kaldığı yerden devam edebilir. Sadece birkaç noktada bazen morluk ve hafif kızarıklık olabilir. Bunların dışından herhangi bir komplikasyon olmaz. İkinci ve üçüncü seanslar ortalama 3 haftalık aralıklarla yapılır. Toplam 3 seans sonrasında kök hücre tedavisi biter.

Kök hücre tedavisinin birçok avantajı bulunmaktadır:

Kişinin kendisinden alınan biyopsi ve kan kullanıldığından herhangi bir alerji riski bulunmamaktadır Uygulama çok kolaydır, kişi sosyal hayatına kaldığı yerden devam edebilir Kök hücre tedavisinin etkisi diğer tedavilerin aksine zaman geçtikçe artar. Kök hücre tedavisinde yaşlanma ortalama 4-5 yıl kadar geciktirilir Kök hücre tedavisinden iyi bir yanıt alındıysa tedavi tekrarlanabilir İlk veya ikinci seansta çok iyi sonuç alındıysa, kalan kök hücreler dondurularak birkaç yıl sonra kullanılabilir Kök hücre tedavisi kozmetik dermatoloji alanında yapılan ve cildin genel olarak iyileştirilmesini sağlayan temel tedavidir.

Kök hücre tedavisi günümüzde teknolojinin de ilerlemesi ile kolaylıkla yapılabilen bir tedavi protokolü haline gelmiştir. Önemli olan kime kök hücre tedavisinin uygun olduğunu tespit etmektir. Çünkü daha basit uygulamalarla çözülebilen problemler için kök hücre tedavisi yapılması gerekmez. Ancak genel bir cilt yenilenmesi isteyen, herhangi bir ilaç ya da ürün kullanılmadan tedavi olmak isteyen, diğer tüm tedavi seçeneklerine dirençli olan kişilerde kök hücre tedavisi yapılabilir.

Kök hücre tedavisi birçok branşta kullanılan en güvenilir tedavi yöntemlerinden biridir. Kozmetik dermatoloji alanında da güvenle kullanılan, uygulaması kolay ve sonuçlarının çok başarılı olduğu bir tedavi yöntemidir. Dermatolog uygun gördüğü sürece yapılabilecek ileri düzey tedavi seçeneği olan kök hücre tedavisi, ilerleyen dönemlerde de tedavi protokollerinin en üst sıralarında yerini almaya devam edecek gibi gözüküyor.

Dr. Öykü Maraşoğlu Çelen

Dermatoloji Uzmanı

Bir cevap bırakın