Diş gıcırdatma deyip geçmeyin

Diş gıcırdatma deyip geçmeyin

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Kuloğlu, halk arasında diş gıcırdatma olarak bilinen "bruksizm"in baş ve yüz ağrılarına neden olabildiğini belirterek, "Daha ciddi vakalarda çene ekleminde hasarlara, düzleşme ve kırıklara kadar gidebilen tablolara yol açabilmekte" dedi.

 

Kuloğlu, diş gıcırdatmanın psikiyatride "bruksizm" olarak adlandırıldığını söyledi. Hastalığın sadece gece değil, gündüz de görülebildiğine dikkati çeken Kuloğlu, toplumda yüzde 5-20 arasında diş gıcırdatmaya rastlandığını söyledi.

 

Hastalığın sık görülmesine rağmen tedavisi için hekime başvuru oranının yeterli seviyede olmadığına değinen Kuloğlu, derin uyku sırasında ortaya çıkan diş gıcırdatmanın diş yüzeylerinde düzleşme, ileri devrelerde çene hasarlarına neden olabildiğini vurguladı.

 

Kuloğlu, stres, huzursuzluk, depresyon, kaygı ve uyku bozukluklarının diş gıcırdatmaya neden olabileceğini aktararak, sigara, alkol ve kafein tüketimi, uyuşturucu, uyarıcı maddeler ile psikiyatrik ilaçların uygunsuz kullanımının da rahatsızlığın nedenler arasında sayıldığını dile getirdi. 

 

Kuloğlu, diş gıcırdatmanın genç yaşlarda daha sık görüldüğünü, yaş ilerledikçe azaldığını belirterek, yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da uyku esnasında diş gıcırdatmayla karşılaşabildiklerini söyledi. Bu durumun sıklıkla bebeklik dişleri ve kalıcı dişlerin çıktığı dönemlere rastladığını ifade eden Kuloğlu, "Genel olarak çocuklarda görülme sıklığı yüzde 14-20, 18-29 yaş arası genç nüfusta yüzde 13, yetişkinlerde yüzde 9, 65 yaş üzerinde ise yüzde 3’tür" diye konuştu. 

 

Kuloğlu, hastalığın kadınlarda ve erkeklerde eşit oranda görüldüğünün de altını çizdi.

 

"Bir hastalık gibi görülmüyor"

 

Prof. Dr. Murat Kuloğlu, diş gıcırdatmanın tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirtti. Rahatsızlığın eşler arasında da şikayetlere konu olduğunu anlatan Kuloğlu, insanların çoğunun diş gıcırdatmayı bir hastalık gibi görmediklerini söyledi. Kuloğlu, şunları belirtti:

 

"Özellikle sürtünme artışıyla diş kayıpları, şiddetli ağız ve çene ağrısı gibi yıkıcı hasarlara kadar gidebiliyor. Daha ciddi vakalarda çene ekleminde hasarlara, düzleşme ve kırıklara kadar gidebilen tablolara yol açabilmekte. Bu nedenle özellikle diğer tıp alanlarıyla birlikte takip etmemiz gerekiyor. Bu anlamda diş hekimlerine de başvurular gerekebilir. Normalde bu aşamaya gelmeden müdahale edilmesi gerekiyor. Bunun bir hastalık olup olmadığının fark edilmesi gerekiyor. Bu konuda hekimlerimizin ve psikiyatrların daha dikkatli olması gerekiyor.” 

 

Hastalığın doğru ve erken tanısının önemine dikkati çeken Kuloğlu, tedavide gerginlik ve kaygıyı azaltıcı bazı ilaçların kullanıldığını ifade etti. Kuloğlu, hastaların sorunun varlığından haberdar olmasının önemli olduğunu ifade ederek, düzenli bir yaşam biçimi, uyku sorunlarının çözülmesi, sigara, alkol, yüksek doz kafeinden uzak durmanın önemli olduğunu söyledi.

 

AA

Bir cevap bırakın