Başağrısı, cephalgia, sefalji:

Başağrısı, cephalgia, sefalji:

Başağrısı, cephalgia, sefalji: Başağrısının oldukca çok şekli ve sebebi olabilir, genelikle ağır bir hastalıga işaret etmez. Almanyada başağrısı vakfının (Stiftung des Kopfschmerzen) yaptığı araştırmalara göre ilaç kulanımının % 85 oranında başağrısı nedeniyle olduğudur.Başağrıları seyrek , kısa süreli ve hafiftense dayanılabilir, fakat aniden çok yoğun, bulantı, yüksek ateş ve ense tutulması ile birlikte ve sıkca görülürse hemen uzman doktora gidilmelidir.Başağrısının sebebi ve kişisel algılanmasına göre değişik şekilde görülür. Başağrısı başın tamamında veya sadece bir kısmında görülebilir. Ağrılar düzenli nöbetler (hücumlar) şeklinde veya sürekli olabilir. Ağrıların yoğunluğuda oldukca farklı olabilir, çok hafif olabildiği gibi, çok yoğunda olbilir. Başağrısının belirtileri: 1-) Aniden ortaya çıkan yoğun başağrısı 2-) Bulantı ve kusma ile birlikte görülen başağrısı 3-) Başın yaralanma sonucu ağrıması ve sürekli artması 4-) Ense tutlması ve yüksek ateş 5-) Görme bozuklukları ve problemlerini sayabilirizBaşağrısının sebepleri: Başağrısının en önemli faktörlerinden biri stress (sıkıntı, genelikle işlerin yolunda gitmemesi nedeniyle ortaya çıkar.), havasız veya kötü kokulu ortamda bulunma, sürekli televizyon veya monitora bakmak zorunda olma, iş yerinde uygun olmayan çalışma ortamları, hava değişimi, uykurahatsızlığı, alkol, sigara, ense tutulması, enfeksiyon (üşütme, grip), iltihaplı hastalıklar (dişeti iltihaplanması, sinüzit, ortakulak iltihaplanması) ve kadınlardaki hormo anaormaliklerini sayabiliriz.Başağrısı kronik gerilimli başağrısı, migren ve yüzağrısı olarak üçe ayrılır. Başağrısının oluş sebebi anlaşılırsa tedavisi mümkündür. Doğal ilaçlardanKılıçotu-, Nane-, Okaliptus-, Oğulotu-, ve Lavanta preparatları etkilidir. Fitoterapide: Kılıçotu-, Ateşotu-, Nane-, Okaliptus-, Lavanta-, ve Oğulotu preparatlarını sayabiliriz.A-) Migren: Migren aniden ve düzenli olarak tekrar tekrar ortaya çıkar, genelikle başın bir tarafında ağrıya sebep olur ve genelikle kusma ve bulantı gibi hallerde aynıanda görülür. Migren gelelikle ergenlik çağından sanra ortaya çıkar ve yaşı 40? geçenlerde çok nadiren görülür. Alman başağrısı ve migren birliğine (Deutsche Migren und Kopfschmerz Gesellschaft) göre kadınların %16?ısında ve erkeklerin % 6?sında migren görülmektedir, yani insanların % 11?inde migren rahatsızlığı söz konusudur. Migrenin en önemli sebeplerinde biride nörotransmitter olarak bilinen haber taşıyıcı kimyevi maddelerdeki dengesizlik ana sebepler arasındadır. Sinir hücrelerinde muhafaza edilen bu madde hücreleri uyarmak için serbet bırakılır. Nörotrasmitteler tarafından uyarılan organları (kalp, mide, bağırsaklar, damarlar vb.) harekete geçirir veya frenlenir. Bu nörotrasmitteler içinde serotonin hormonu yetersizliği veya yeniden değerlendirilememesi nedeniyle azalması sonucu beyinde trigeminusmerkezini uyaran sinirlerde iltihaplanma olur. Neticede beyin damarları büzülür veya genişler buda migrene sebep olur. Migrenin asıl sebebi serotonin yetersizliği ve ayrıca kadınlardaki hormon bozuklukları, stres, alkol, çikolata, peynir, sarımsak ve turuncugilerde migrene sebep olur.Migrenin belirtileri: Görme bozuklukları, konuşma rahatsızlıkları, el ve ayaklarda karıncalanma, göz kapaklarında tikler ve demansızlık görülür. Migren nöbetleri dört aşamada seyreder: 1-) Öndevre: Burada kişi gergin, iştahsızlık veya aşırı iştahlı olma, genel görünümünde anarmalikler 2-) Aura devresi: Migren nöbetleri geçiren hastaların% 10?unda nevrajik rahatsızlıklar görülür. 3-) Başağrısı devresi: Batıcı, delivi, dürtücü, kramplı ve nabız gibi dalga dalga gelen şekilde olabilir. 4-) Geri dönüşdevri: Migren nöbetleri azalır, hasta kendini yorgun ve gergin hisseder. Rahatsızlığın tamamen geçmesi kişiden kişiye değişir, bu nedenle bu süre 6-24 saat sürebilir.Migrenin teşhisi uzman doktorlar tarafından yapıldıktan sonra tedavi süresi başlar. Doğal ilaçlarla migren tedaviedilebilir ve bunların başında ZYE, Nane-, Vebaotu-, Okaliptus-, Lavanta-, ve Oğulotu preparatları, Gökçek Tonik ve Gökçek İksiri sayabiliriz. Kadınlardaki hormon anaormalikleri nedeniyle ortaya çıkan migrene ise Hayıt ve Kadınkökü preparatları gelir.Fitoterapide: Gökçek İksiri, Gökçek Tonik, ZYE, Nane-, Oğulotu-, Okaliptus-, Lavanta-, ve Vebaotkökü preparatları gelir.B-) Nöbetli Başağrısı: Buna dönüşümlü başağrısı veya gerilimli başağrısıda denir. Başağrısı genelikle enseden başa doğru yayılır ve çoğunlukla başı kaplar. Bilindiği gibi ve bilindiği kadarıyla dünyada 30 milyon insan bu hastalıktan muzdariptir. Başağrısı yılda 180 günden az olarak ve peryodik olarak görülebilir ve yılda 180 günden fazla görülürse buna kronik nöbetli başağrısı denir. Nöbetli başağrısının oluş sebepleri: Ense, omuz, yüz veya göz kaslarındaki gerilme (kramp) başağrısına sebep olabilir. Bazı uzmanlara göre beyin ağrı algılama merkezindeki rahatsızlığın sebep olabileceğini beyanetmektedirler. Duruş anormalikleri (başı bir yana eğme gibi), sürekli stresli stresli veya korkulu yaşama, boyun omurlarındaki artroz veya artrit, dişleri gıcırdatma, az uyuma, çok sigara içme, uygun olmayan gözlük kulanma sonucu gözleri yorma ve okurken yetersiz veya uygun olmayan ışık vb. nedenler başağrısına sebep olur. Başağrısının belirtileri: Ağrılar sıkıştırcı veya çekici, hafif veya ağır yogunluklu başağrısı bu kişinin normal hareketlerini engeler ve başağrısı başın her iki tarafındada olur. Doktorlar tarafından nöbetli başağrısı teşhisi gerekir, çünkü beyindeki ur, menenjit, ve ağrı kesici maddelerde başağrısına sebep olur. Bunedenle teşhisten sonra doğal tedaviye geçilmelidir. Midesi hassas olanların aspirin kulanmamaları gerekir, çünkü mide kanamasına sebep olabilir. Doğal ilaçlarla nöbetli başağrısı tedavi edilebilir ve bunların başında ZYE, Vebaotu-, Nane-, Okaliptus-, Oğulotu-, Hayıt-, ve Kadınkökü preparatları Gökçek Tonik ve Gökçek İksiri kulanılır. Bunlardan Hayıt ve Kadınkökü preparatları kadınlardaki hormon bozuklukları nedeniyle ortaya çıkan başağrısına karşı kulanılır. Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.

Bir cevap bırakın