‘AIDS hastalarına hayat çok kolay’

‘AIDS hastalarına hayat çok kolay’

– HIV+ hastaların en büyük sıkıntısı nedir?

HIV pozitif olan hastaların en büyük endişeleri tanı konduğunda “Acaba ben ölecek miyim? Ne zaman öleceğim.” endişesiyle başlar. Aslında bu hastalara hemen söylediğimiz cümle bu hastalık ölümcül bir hastalık değildir, bu hastalık diyabet hastalığı, hipertansiyon, böbrek hastalığı gibi kronik bir hastalıktır. Dolayısıyla hastalarımızın bu korkuyu yenmelerini istiyoruz. Ayrıca tanıyı almış hastaların hayatı ile endişeleri, ilaçlarımı düzenli temin edebilecek miyim?, ilaçlarımı bulabilecek miyim? Türkiye’de ihtiyacım olan her şeyi ulaşabilecek miyim? diye endişe eden hasta grupları vardır. Hastalarımızın en büyük endişelerinden biri kendilerine sahip çıkacak hekimin olup olmamasıdır. Bu konuda da genel olarak infeksiyon hastalıkları uzmanları arasında HIV pozitif hastaları takip edenler, kendi aralarında öne çıkmış bir grup tarafından uyumlu bir şekilde hasta hekim ilişkisi kurulmaktadır. Bu grup tek hekim olarak hem hastaları memnun etmekte hem de takiplerini düzenli yapmaktadırlar.

“YÜZDE 90 CİNSEL YOLLA BULAŞIYOR”

– HIV enfeksiyonu gençlerde daha sık görülüyor. Sanırım bunun nedeni bilinçsizlik. Önlemek için neler yapılabilir?

HIV enfeksiyonu, genellikle yaş itibariyle 25- 29 ve 40-50 yaş arası yoğunlukla görülüyor. Genç grupta cinsel aktiflik veya madde bağımlılığı söz konusudur. Bu da bilinçsizlikten kaynaklıdır. Bu hasta grupları her ülkede değişken bir profil göstermektedir. HIV enfeksiyonu ülkemizde cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında öne çıkmaktadır. HIV pozitifliği %90-%95 oranında cinsel yol ile bulaşmaktadır. Cinsel temas ile ilgili gerekli önlemler alınırsa korunma yüksek oranla sağlanmış olur. Önerilerimiz tek eşlilik veya korunmalı cinsel ilişki olması yönündedir. Bir diğer dikkat edilmesi gereken konu kan yoluyla geçebildiği için hasta olan kişilerin kanlarına temaslarda mutlaka kendilerini dikkat etmeleridir. Kişiler HIV pozitif olan ve bakımını üstlendikleri hastalarda kan ve vücut sıvılarına temas konusunda önlem alınması gerekir.

 

“HASTA GİZLİLİĞİNE ÖNEM GÖSTERİLMESİ GEREKİYOR”

– İnsanlar test yaptırmaktan kaçıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri damgalanma korkusu. Bunun önüne nasıl geçilir?

Damgalanma olduğundan fazla algılanıyor olabilir. Sonuçta yapılan bu test hasta onamı alındıktan sonra yapılan bir testtir. Hastanın rızası olmadan yapılamaz. Dolayısıyla ilk etapta hastanın onayı alınır. Bakılan yerde mutlaka hekimin ve kurumun hasta gizliliğine önem göstermesi gerekir. Yasal olarak böyle bir önlem alınması tavsiye edilmektedir. Burada kayıt bilgilerinin açık olması damgalanma kuşkusu doğurmaktadır ama bunun bir yasal koruma altında olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle kişilerin endişe taşımaması gerekir.

“BİLİNÇLİ OLARAK HASTALIĞI BULAŞTIRMAK CİNAYETE TEŞEBBÜS”

– HIV pozitif olup bunu bilinçli bir şekilde partnerine de bulaştıranlar var. Bunun önüne geçmek için neler yapılabilir? Özellikle sosyal anlamdan alınabilinecek önlemler nelerdir?

Hastalığın bilinçli halde başkasına bulaştırılması suç teşkil etmektedir. Bilerek hastalığı bulaştırmak cinayete teşebbüs ile aynı kategoride yer almaktadır. Bunun önüne geçilmesi için kişilerin bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Hasta olan kişilerin psikiyatrik destek görmeleri sağlanmalıdır. Çünkü kişiler yeterli bilgiye sahip olmadıkları için denge ve psikolojilerini bozacak bir sürece girebilirler. Bu hastalığın korkulacak bir hastalık olmadığı bilgisi verildiğinde, davranışsal açıdan da desteklendiklerinde hastalar böyle bir eğilime girmezler. 

 

– Hastalığın tedavisinden söz edecek olursak eskiden HIV taşıyanlar bir torba ilaç kullanmak zorundalardı. Bu durum da böbrek hasarlarına neden oluyordu. Şimdiki durum nasıl?

Çok doğru. 1995’li yıllarda tedavide önerdiğimiz hastalara 20-25 adet arasında kimisi çok büyük boyutlarda tablet ve kapsül tedavileri değişik saatlerde uygulanmaktaydı. Bu ilaçların bir kısmının buzdolabında saklanması gerekmekteydi. İlaç teknoloji ilerlemesiyle ilaçların şekle sokulmasında kullanılan teknolojiler, farmakoloji alanında gelişmeler iyice gelişti ve günümüzde tek tabletli iki tabletli içinde iki, üç veya dört adet farklı farmakolojik antiretroviral ilaç içeren moleküller türetildi. HIV tedavisi başladığından beri ömür boyu yapılması tavsiye ediliyordu. Bugünde de hastalık tedavisinde başlandıktan sonra kesmemek üzere devam ediliyor. Bu konuda tedavi kesilen genel durumu toparlamış, laboratuvar değerleri, tüm virüse ait testlerde negatiflik saptanan hastalarda tedavinin kesilmesi denenmiştir, ancak bu hatalarda virusun bazı immünolojik hücrelerde saklandığı, latent olarak durduğu, virus ilaç baskısı ortadan kalkınca tekrar alevlendiği görülmüştür. Dolayısıyla HIV tedavisinin ömür boyu yapılması, henüz tam şifa tedavisi elimizde olmadığı için kesinlikle gerekmektedir.

“HIV TAŞIYANLARA HAYAT ÇOK KOLAY”

– HIV pozitif ve AIDS hastası olanlar için hayat nasıl?

Hayat çok kolay. Bunu hastalarıma da gerçekten böyle söylüyorum. Çünkü bu hastaların kullandıkları tablet sayıları az. Hastalarımızla tedaviye uyumları arttırıcı görüşmeler yapıyoruz, ilaçları zamanında almalarını söylüyoruz. İlaçlarını çantalarında taşıyabiliyorlar ve tedavi açısından bir sıkıntıları olmadığı için belirli aralıklarda kontrole gelmelerini tavsiye ediyoruz ki bu aralık ilerleyen dönemlerde giderek zamana yayılan bir dönem olarak sonuçlanıyor. Önce 3 ay aralarla takip ediyoruz. İlerleyen yıllardaki genel durumuna göre toparlanmaya göre bazen altı aya açılan aralıklar oluyor. Sonrasında hastanın davranışına, tedaviye uyumuna, kendine bakıp bakmadığına emin olduktan sonra da tedavi süresinin takip aralığı açılıyor. Hastaların hayat kalitesi tedavilerini aldıktan sonra virusla ilgili testleri hızlı bir şekilde normale dönüyor. Virus miktarları azalıyor virusun zarar verdiği hücreler toparlanmaya başlıyor ve bu hastalar ilaç ile ilgili önemli bir sorun yaşamadığı sürece hiçbir sıkıntı olmadan hayatlarına devam ediyorlar. HIV-pozitif olan hastaların alkol almaları ve sigara kullanmaları kesinlikle önerilmiyor. Sigara kullanımı oluşabilecek ek hastalıkların klinik seyrini maskelediği için kullanılması asla önerilmiyor. 

15 YIL ÖNCE TEDAVİYE ULAŞMAK ÇOK ZORDU

– Her gün bilim dünyasında HIV virusu için yeni araştırma sonuçlarıyla gündeme geliyor. Bir kaç yeni doğan bebekte tedavi edildi. Siz bu konuda ne diyorsunuz? Çare ne zaman bulunacak?

Yeni tedavi seçenekleri gündeme geldikçe hastalar ve tedavi ile ilgili umutlar artmakta. 10-15 yılda geldiğimiz nokta çok güzel, ama örneğin hastalığa sahip olmuş ve sonradan tamamen iyileşmiş hasta bir-iki kişi. Özellikle HIV’i olup yanında lenfoma hastalığı olan bir vakada verici kemik iliği nakli yapılarak verici kişinin özelliklerinden dolayı bir vakada tamamen hastalık ortadan kalkmış durumdaydı. Sonrasında Amerika’da olan vakalarda bir adet Miami’deki yeni doğan vakasında hastalığın iyileştiği söylendi fakat öyle olmadığı, bir yıl sonra tekrar HIV testlerinin pozitif olduğu ortaya çıktı. Dolayısıyla şimdilik tam şifa dediğimiz durum söz konusu değil. Virüsün kandan tamamen yok olması, vücut savunma dirençlerinin tamamen artması ile beraber kişiler normal bir hayat sürebilir. Fakat hastalığın tamamen ortadan kalması ile ilgili beklentiler önümüzdeki 10 yıl çerisinde bazı çalışmalara dayanarak çözüleceği söylenebilir. Özellikle latent halde kaldığı, uyur halde bekleyen virusun aktif olup onun ilaçlarla yok edilmesine dayalı tedavi yaklaşımı önümüzdeki 10 yıl içerisinde ilk verileri çıkacak ama bu konuda şuan tam tedavi var demek ya yanlış olur. Beklentiler yüksek tutulmalıdır bu konuda umutsuz olmamak gerekir.

15- 20 yıl önce hasta takibi ve tedavileri ile ilgili sınırlılıklar söz konusuydu. Dünyanın birçok yerinde hastaların tedaviye ulaşılabilirliği, tanının konması ile ilgili testler, risk faktörlerinin iyi tanımlanması, kimlerin aranması gerektiğine dair çalışmalar ve bunların önlenmesine yönelik olan çalışmalar artmaktadır. Dolayısıyla bu yönde çok fazla olumlu gelişme oldu. Hastalığın önlenmesine yönelik olarak virüs miktarı azaltılmış olan hastaların bulaşma yönünde risk faktörü olmalarındaki değeri azalmaktadır. Yani tedavi alan kişilerin bulaştırıcılığı da azalmaktadır. Tedavide ki yaygınlık arttığı için bulaşmadaki oranlarda azalmaktadır.

– HIV konusunda farkındalık ne düzeyde?

Dünyada HIV pozitif olduğunu bilen ve bilmeyen grup var. Özellikle son dönemde yapılan çalışmalarda Avrupa’da %30 hastanın hala HIV pozitif olduğunun farkında olmadığına dair bazı istatistiksel çalışmalar var. Bu nedenle hayatında riskli davranışlarda bulunmuş kişilerin testleri yaptırmasını tavsiye ediyoruz. Farkındalığı arttırmak gerekiyor. AIDS, ölümcül değil kronik bir hastalık kategorisine girmektedir ve hiçbir kaygı içerecek durum yoktur.

 

Bir cevap bırakın