Acı Badem, Prunus amygdalus var. amara; Şifa ve Zehir Kaynağı Olarak Badem

  • Acı Badem, Prunus amygdalus var. amara; Şifa ve Zehir Kaynağı Olarak Badem
  • Acı Badem, Prunus amygdalus var. amara; Şifa ve Zehir Kaynağı Olarak Badem
  • Acı Badem, Prunus amygdalus var. amara; Şifa ve Zehir Kaynağı Olarak Badem
  • Acı Badem, Prunus amygdalus var. amara; Şifa ve Zehir Kaynağı Olarak Badem
  • Acı Badem, Prunus amygdalus var. amara; Şifa ve Zehir Kaynağı Olarak Badem
  • Acı Badem, Prunus amygdalus var. amara; Şifa ve Zehir Kaynağı Olarak Badem
  • Acı Badem, Prunus amygdalus var. amara; Şifa ve Zehir Kaynağı Olarak Badem
  • Acı Badem, Prunus amygdalus var. amara; Şifa ve Zehir Kaynağı Olarak Badem
  • Acı Badem, Prunus amygdalus var. amara; Şifa ve Zehir Kaynağı Olarak Badem
  • Acı Badem, Prunus amygdalus var. amara; Şifa ve Zehir Kaynağı Olarak Badem
  • Acı Badem, Prunus amygdalus var. amara; Şifa ve Zehir Kaynağı Olarak Badem
  • Acı Badem, Prunus amygdalus var. amara; Şifa ve Zehir Kaynağı Olarak Badem

Şifa ve Zehir Kaynağı Olarak Badem
Yüce dinimiz, ağacı dünya hayatının en ehemmiyetli nimetleri arasında saymakta, müminlerin âhiretteki yurduna "bol ağaçlık, yeşillik" mânâsına gelen Cennet ismini vermektedir. Resul-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz de: "Bir Müslüman bir ağaç diker veya bir tohum eker de bunların mahsulâtından bir kuş veya insan veya hayvan yiyecek olsa, bu onun için bir sadaka olur." buyurarak ağaç dikmeyi teşvik etmektedir. Ancak, ülkemiz yüzölçümünün sadece % 27,2'sinin ormanlık alanlardan teşekkül ettiği düşünüldüğünde, bu konuda almamız gereken çok mesafe olduğu ve güzel ülkemizi ağaçlarla yeterince tezyin edemediğimiz anlaşılmaktadır.

Badem, gerek dayanıklılığı, gerekse ülkemiz iklimine uygunluğu sebebiyle bu tezyinat için düşünülebilecek en ehemmiyetli ağaçlardan biridir. Latince adı Prunus amygdalus olan badem; kiraz, vişne, erik, kayısı, nektarin ve şeftali gibi diğer sert çekirdeklilerle birlikte Gülgiller (Rosaceae) ailesinde yer almaktadır. Anavatanı; Batı Avrupa, Türkiye, İran, Suriye, Türkistan, Afganistan, Kafkaslar ve Kuzey Afrika olan badem ağacı için, yazları kurak ve sıcak, kışları ılık ve yağışlı iklim idealdir. Bununla birlikte, soğuğa dayanıklı olması sebebiyle, kışı şiddetli olan yerlerde de yetişebilmektedir. Hem eksi 30 °C'lere varan düşük sıcaklık değerlerine, hem de kuraklığa dayanıklı olması, badem ağacını benzer ağaçlardan farklı kılmaktadır. Uzun ömürlü olması sebebiyle de ülkemizde ve dünyada kıraç alan ağaçlandırılmasında tercih edilmektedir. Badem ağacı, ülkemizde Doğu Karadeniz'in kıyı bölgesi ile yüksek yaylalar dışında hemen her bölgede yetişebilmektedir

Bademin acı ve tatlı olmak üzere iki çeşidi mevcuttur. Ancak acı badem (Prunus amygdalus var. amara) ile tatlı ba-demi (Prunus amygdalus var. dulcis) ağaç şekli ve görünümüne göre ayırt etmek bir hayli güçtür. Acı badem daha çok pembe çiçek açarken, tatlı badem genellikle beyaz çiçeklere sahiptir. Acı bademde meyvenin yenen kısmı tatlı bademe göre biraz daha kısa ve genişçedir. Ağacın tohumu olan bu yenen kısım, tür ve çeşitlere göre değişmekle birlikte yaklaşık % 50 oranında yağ ihtiva eder.

Badem ağacı, tohum ekimi veya fidan dikimi şeklinde yetiştirilir. Hemen hemen bütün toprak çeşitlerinde yetişebil-mesine rağmen çoğu bitki gibi hafif, derin, süzek ve alüvyonlu topraklarda daha iyi gelişir ve ürün verir. Normal şartlarda 6-8 metre civarında boya sahip olan badem ağacı, uygun iklim şartlarında 12 metreye kadar uzayabilir. Ortalama ömrü 50 yıl olmakla birlikte, 100 yaşına kadar yaşayan ağaçlara rastlamak da mümkündür. Farklı boyutlarda ve yeşilin farklı tonlarında olabilen yaprağının kenarları dişli bir yapıya sahiptir. Badem, sert kabuklu meyveler içinde en erken çiçek açan ağaçlardandır. Bu durum, ilkbahardaki don hâdisesiyle çiçeklerin zarar görmesine yol açabilir. Fakat bu safhayı atlatan meyveler, donmaya karşı dayanıklıdır.

Kurak yaz aylarında hayatiyetlerini sürdürebilmeleri için badem ağaçlarına çok mühim özellikler verilmiştir. Uygun iklim şartlarında sağlıklı bir şekilde büyüyüp gelişebilmek için yeşil ve canlı bir yapıda bol yaprağa ihtiyaç duyan badem ağacının, kuraklık başladığında öncelikle yaprak yüzeyleri sertleştirilip, rengi de matlaştırılarak buharlaşması azaltılır. Eğer kuraklık devam ediyorsa, fotosentez en aza indirilir ve yaprak rengi güz mevsimindeki gibi kahverengiye döndürülür. Bunlar da kâfi gelmezse, gövdeye en yakın yaşlı yapraklar dökülmek suretiyle buharlaşma yüzeyi azaltılır. Kuraklık hâlâ devam edecek olursa, muhteşem özelliğe sahip badem ağacının diğer yaprakları dökülerek bir yandan kuraklık atlatılmaya çalışılır; diğer yandan da dökülen yapraklara, kök bölgesini güneşten koruma vazifesi verilerek tabiî kaplama (malçlama) sağlanmış olur. Dökülen yapraklarla toprak yüzeyinde buharlaşma önlendiğinden, ağaç daha az suya ihtiyaç duyar ve toprak sıcaklığının birkaç derece düşmesiyle bitki kökleri daha iyi gelişir. Aynı zamanda bu hâdise yabancı ot kontrolünde de faydalıdır. En uç noktadaki yapraklar kalana kadar, yaprak dökme işlemi devam eder. Bitki son yaprağını döktükten sonra çubuk gibi yeşil gövde kalır ki, buna kamçılanma denir. Allah'ın (celle celâluhu) bahşettiği bu hususiyet sayesinde badem ağacı, çok kurak mevsimleri bile atlatabilir. Kök ölmeden önceki herhangi bir merhalede sonbahara erişebilen fidan, bir sonraki ilkbaharda tekrar canlandırılır ve daha güçlü olarak büyümeye devam ettirilir. Bu özelliği sayesinde, kurak iklimlerde, sulamanın güç olduğu sarp arazilerde ve dağ yamaçlarında yetişebilmesi sağlanmıştır.

Badem ağacı ile kayısı, erik, şeftali, nektarin gibi diğer sert çekirdekli ağaçlar birbirlerinin dallarına aşılanabilir. Bu sayede daha dayanıksız ağaca sahip meyvelerin, sert çekirdeklilerin en dayanıklı ağacına sahip bademe aşılanarak daha zor şartlarda yetiştirilebilmesi de mümkün hâle gelebilmektedir. Ayrıca bahçe şartlarında aşılama ile ağacın bir dalında şeftali, bir dalında badem ve bir dalında da kayısı yetiştirilerek aynı ağaçtan yılın farklı mevsiminde farklı meyveler elde etmek mümkündür. Bu özelliğin verdiği mesaj ise, Yaratıcı dilerse, tek bir kök ve gövdeyi benzer meyveleri yetiştiren bir besleyici rahme dönüştürebilir. Böylece yarattığı hâdiseler, aynı zamanda kendi varlığına bir delil olur.

Sani-i Hakîm, badem ağacının meyvesine, pek çok fayda dercetmiştir. Yeşil badem (çağla); kalsiyum ve demir ele-mentleri, A ve B2 vitaminleri ile sindirim sisteminin çalışması için gerekli lifler yönünden oldukça zengindir. Badem meyvesinde bulunan doymamış yağ asidinin, kolesterolün yükselmesini önleyerek kalb-damar hastalıklarına karşı ko-ruyucu bir tesire sahip kılındığı tespit edilmiştir. Yine bademin Tip-2 diyabetli hastalarda plâzma glukoz seviyesini düşürerek insülin ihtiyacını azaltmaya vesile olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, badem içindeki kimyevî maddelerin kanseri ve hipertansiyonu önleyici tesir gösterdiği de düşünülmektedir. İhtiva ettiği flavonoidler sayesinde sert kabuklu meyveler antioksidan tesir gösterir. Böylece badem, serbest radikallerin hücre tahribatını engelleyerek vücut direncinin artmasına ve birçok kronik hastalığın gelişmesinde engelleyici tesire vesile olur. İhtiva ettiği vitamin ve mineraller, sinir ve sindirim sisteminin çalışması, zihnî fonksiyonların sürdürülmesi ve muhtelif vücut fonksiyonlarının düzenlenmesinde faydalıdır. Badem; vitamin ve minerallerce zengin olmasının yanı sıra, enerji değeri yüksek olduğu için sporcular, işçiler ve zayıf bünyeli insanlar için tavsiye edilen gıdalardandır. Bununla birlikte, yağlı tohumların yağ muhteviyatları yüksek olduğu için, kilo kontrolü açısından tüketim miktarlarına dikkat edilmelidir. Diğer taraftan badem, bünyesinde amygdalin (C20H27NO11) denen ve tabiî siyanür kaynağı olan bir glikozit de ihtiva eder. Tatlı bademlerin muhtevasında % 0,1 nispetinde amygdalin bulunurken, acı bademlerde bu miktar % 8'lere kadar çıkmaktadır. Bademde bulunan amygdalin, su ile reaksiyona girerek benzaldehit ve hidrojen siyanüre dönüşür (Şekil-1). Siyanür toksik (zehirli) bir madde olduğundan yüksek dozlarda öldürücü tesire sahiptir. Bu sebeple; çocuklarda 8-10 adet, yetişkinlerde 15-20 adet acı badem tüketmek ölümle neticelenebilir. Nitekim eski Roma'da idam mahkûmlarının 25-30 adet şeftali çekirdeği veya acı badem yedirilerek, infaz edildiği hakkında bilgiler vardır.

Bilhassa tabiî alanlarda yetişen bademin çağlası sevilerek tüketilir. Ancak tatlı ve acı bademleri, şekil ve görünüş itibariyle ayırt etmenin bir yolu olmadığından, bilhassa çocukların badem çağlalarını yerken, meyvenin acı veya tatlı olup olmadığına dikkat etmeleri mühimdir.

Bademin; su ve toprak istekleri bakımından kanaatkâr olması, sonbaharda tohum ekimi ile üretiminin mümkün ol-ması, meyvelerinin ekonomik değerinin yüksekliği, sağlık ve kozmetik sektöründe yaygın bir şekilde kullanılması, derine giden kökleri sayesinde erozyona karşı çok tesirli olması, yaban hayatı için tabiî gıda kaynağı olması gibi birçok husustan dolayı ülkemizin âtıl arazilerine, dağlarına, bayırlarına dikilmesi çok hayırlı bir vatan hizmeti olsa gerek.

Kaynaklar
-Yıldırım Adnan N., Ekmel Tekintas, Fatma Koyuncu, "Isparta Bölgesınde Geç Çiçeklenen ve Üstün Nitelikli Meyve Veren Badem (Batsch.) Genotiplerının Prunus Amygdalus Seleksiyonu", ADÜ Ziraat Fakültesi Dergisi 2007; 4(1-2) : 39 – 48.
-Demirsoy Hüsnü, Şükriye Bilgener, "Bazı Uyuşur Ve Uyuşmaz Şeftali/Erik Aşı Kombinasyonlarında Aşı Yerinin Anatomik Olarak İncelenmesi", OMÜ Zir. Fak. Dergisi, 2006,21(1):89-94.
-Güleryüz Muharrem, Sezai Ercişli, "Kayısı Anaçları", Atatürk Üni.Zir.Fak.Der., 1995, 26 (3), 412-423.
-Özer Emir Ayşe, Alper Güven, "Sert Kabuklu Meyvelerin Sağlık üzerine Etkileri", Türkiye 10. Gıda Kongresi, 21-23, Erzurum, Mayıs 2008.
-Yılmaz İsmet, "Antioksidan İçeren Bazı Gıdalar ve Oksidatif Stres", İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, 2010, 17 (2), 143-153.
-Ayaz Aylin, Yağlı Tohumların Beslenmemizdeki Yeri, Sağlık Bakanlığı Yayın No: 727, Ankara, Şubat-2008.
-Renklidağ Tülay, Asude Gökmen Karaman, "Siyanür Zehirlenmesi", Sted 2003, 12(9): 350-353

Bir cevap bırakın